"Biliyorum. Bana tutku verecek herhangi bir şeye ya da kimseye artık rastlamayacağımı biliyorum. Birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, kendini veriş, körlük ister ... Hatta başlangıçta, bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. Bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapamayacağımı biliyorum."
Düşünüyorum da, diyorum gülerek, hepimiz şurda oturmuşuz o değerli varoluşumuzu sürdürmek için yiyip içiyoruz. Oysa, varolmaya devam etmemiz için hiçbir, ama hiçbir neden yok.
Düşünmemin önüne geçebilsem, hiç de fena olmayacak. Düşünceler her şeyden daha tatsız. Yaşayan etten bile tatsız. Uzanıp dururlar, tükenmezler ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar. Sonra, düşüncelerin içinde sözcükler var; tamamlanmamış sözcükler, eksik kalmış cümleler. Durmadan geri gelirler.