• Bölgesi tam olarak kayıtlarda anlaşılmasa veya birbirine benzer olguları taşısa da Tarsus bölgesinde olduğuna inanılmaktadır. Yerin yedi kat altında yaşayan, meran adını almış iyicil ve akıllı yılanlar bulunmaktaydı. Bu yılanlar insanlarla pek karşılaşmamak istese ve kendilerini gizleseler de aslında varlıkları bilinmekteydi. Fakat bu yılanlar tamamen barışçık özellikleriyle bilinmekteydi. Çünkü kraliçeleri güzeller güzeli Şahmeran'ın özelliklerinden biri bu idi. Tüm yılanlar Şahmeran'a hizmet eder ve onu gerçekten çok severler idi. Bir efsaneye göre arkadaşları tarafından aldatılan Cemşab yerin çok derinliklerinde hapsolmuştur. Daha sonra bir takım sesler duyarak kazmaya başlar ve Şahmeran'ı görür. Şahmeran'ın güzelliği karşısında hayranlığa kapılan Cemşab farkedilir ve Şahmeran'ın yanına alınır. Şahmeran aynı zamanda tüm sağlık ilimlerini de bilmektedir. Bildiklerini ise Cemşab'a öğretir. Bir rivayete göre ise işte Lokman Hekim'in adı burada geçmektedir. Bazı kayıtlara ve anlatıcılara göre Lokman Hekim'e ilmini öğrenmesinde yardımcı olan Şahmeran'dır. Lokman Hekim ise ölümsüzlüğün sözde sırrını böyle bulmuştur.

    Daha sonra Cemşap ülkesine dönmek ister ve Şahmeran'a kimseye anlatmayacağına dair bir söz verir. Ülkesinin kralı ise hastadır ve kralın veziri onu sağlığına kavuşturacak tek ilacın Şahmeran'ın kaynatılmış eti olduğunu bilir. Her yerde Şahmeran'ı aramaya başlar. Ülkedeki tüm erkekleri ve kadınları bir hamama getirtir ve onlar yıkanırken vücutlarına bakar. Çünkü Şahmeran'ı gören kişinin derisinde yılan gibi pullaşma olacağını bilir. Cemşab'ı da getirdikten sonra onun derisindeki yılan pullarını görür. Türlü işgencelerden sonra Şahmeran'ın yerini öğrenir ve onu yakalatıp saraya getirtir. Şahmeran ise iyicil ve barışçıl olduğu için meran yılanlarına geri döneceğini söylemekle yetinir. Şahmeran ve Cemşap ölmeden önce son bir kez buluşurlar ve Cemşap yerini zorla söylediğini belirtir. Şahmeran ise bu olayı yılan dostlarının duymaması gerektiğini, yoksa tüm insanları öldüreceklerini söyler. Bunun yanında kaynatılan etin suyunun da vezire içirilmesini söyler. Daha sonra kral hastalığından kurtulur fakat vezir ölür. Çünkü Şahmeran'ın etinin panzehir olmasının yanında, suyu ise zehirdir. Şahmeran'a biat eden yılanlar ise Şahmeran'ın öldüğünü bilmez. Çünkü rivayetin devamında bugün öldüğünü öğrenseler hiç bir insanın sağ kalmayacağı söylenir. Meranlar hala Şahlarının geri döneceği umuduyla beklerler. Cemşap ise vezirin ölümünün ardından kendisi vezir olur ve Tarsus'un hala bir gün yılanlar tarafından istila edileceğine inanılmaktadır.
  • "Başka ne olabilir? En akıllıca çılgınlık,
    Soluk kesen bir zehir ve bir panzehir ölümden kurtaran."
  • Romanlar çoğunlukla panzehir değil, uyuşturucu etkisi gösterirler, insanın içini dağlayıp harekete geçireceklerine uyuşukluğa sevk ederler
  • "Okumak benim için hayatın verdiği acılara karşı eşi bulunmaz bir panzehir oldu daima. Okumaktan hiçbir zaman en ufak bir sıkıntı duymadım. Çeyrek saatlik bir okumanın gideremediği kederim olmamıştır.
  • Çok kitap okudum bu zamana kadar, ne bulduysam saldırırcasına okudum diyebilirim. Bunun en büyük nedeni, lisedeyken okuduğum Tutunamayanlar 'ın etkisinden kurtulabilmekti belki de. Öyle geçmez bir acı ve derin bir yara bıraktı ki bende o kitap, bir kitabın açtığı yarayı ancak başka bir kitap kapatır diye düşünerek, umutla panzehir aradım okuduğum her sayfada. Olmadı. Okuduğum her kitap biraz daha delirtti beni, sonunda kafayı sıyırıp çıktım. Delirmişliğimin müsebbibi Oğuzcuğum Atay'a selam olsun...
    ....
    Bana bu deli gömleğini kitaplar giydirdi usta. Kitapları ciddiye almaktan, kitaplarda çekilen acıları gerçek zannetmekten, kitaplardaki kahramanların yaşadıklarına kendi yaşantılarımmış gibi muamele etmekten kafayı yedim! “
    “Neden? Çok mu yalnızdın? Herkes kitap okur, etkilenir. Sonra kitabı kenara koyup spora gider, televizyonu açar, sevgilisiyle buluşur… Ne bileyim yapar işte bir şeyler. Sen niye hapsettin kendini kağıt duvarların arasına?”
    “Ben bir şey yapmadım. Yani bunun için özellikle bir şey yapmadım. Okuduğum ilk kitaptan beri bu böyle oldu hep. Yani kendimi birdenbire böyle buldum. Bak mesela bu cümleler bile tam olarak benim değil. Kahramanı kitap okumaktan kafayı yemiş bir romandan aldım çoğunu!”
    ” Niye ağlıyorsun peki?“
    ” Çünkü kaybolduğumu hissediyorum. Perec’in kitabında kaybolan e harfi gibiyim. Üstelik bu gerçek mi ondan bile emin değilim. Kayboldum mu gerçekten yoksa kaybolan bir kitap karakterinin acısını mı yaşıyorum? Bunu bile bilmiyorum…"
    ALİ LİDAR
  • Ancak büyük bir sevgiyle sevebilen insanların üzüntüleri de büyük olur; sevmek isteği, acılarına panzehir gibi gelir, onlara şifa verir... Bunun için insanın manevi doğası, maddi doğasından daha dayanıklıdır; acı, hiçbir zaman öldürmez.