"Bir elinizi sadaka vermek için uzatın, diğer elinizle de hırslarınızı ve adaletsiz davranışlarınızı defedin! Henüz hayattayken ve gücünüz varken, eliniz hayırlarla dolsun; yakında o elinizi kefenden çıkaramayacaksınız! Ay, güneş ve yıldızlar gökyüzünde parlamaya devam edecek, ama siz başınızı mezardan doğrultamayacaksınız!"
"Babaannem orada yatıyor. Beyaz mermerin etrafı ateş çiçekleriyle dolu. Birazdan Matilda'nın bahçesinden ayrılacağım, Fresko'dan çıkacağım ... Matilda'nın mezarına gitmek için ... Apartmanın kapısı gürültüyle kapanacak. Boynumda turkuaz renkli şal, elimde akşamsefaları. .. Çiçeklerin üzerindeki tohumlar toprağa düşer, toprak yeni sürgün ler verirmiş. K.irkor anlattı. Hiçbir şey yapmasanız da akşamsefası çoğalmaya devam edermiş. Tüm kötülükleri örtmek istercesine toprağa yayılır, geceye teslim olmaz, karanlığa inat açarmış. "Ben geldim, seni buldum," diye fısıldayacağım. Duyacak, biliyorum. O sırada yıllar önce ışığını yitirmiş bir yıldız gökyüzünde yeniden parlamaya başlayacak. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Ama bütün çabalarına rağmen insanlar iyilik ışığına ilgisiz kalarak selametlerine aldırmazlarsa, gene kararından cayma, gök ışığının gücünden kuşkun olmasın.