1000Kitap Logosu

Parlayan Sözler

1016 syf.
·
13 günde
·
9/10 puan
Bence ilk kitap daha güzeldi. Onda da sıkıldım ama bu kitapta olayların akışı kontrolden çıktı. Bir kere hikaye çok dağınık bir durumda şu an. Ucu bağlanmıyor olayların ve her şey muallakta. Muhtemelen bu seri pek çok ucu açık falso bölge bırakacak ve insanları oraların mantıksızlığı sinir edecek. Abi herkes parlayıp durmasın yaa... Fiyuuuv fiyuuvvv ışın kılıçları falan ortaya çıkacak artık tanrılar elçiler her tarafta ışıklar olağanüstü olaylar. Güzel kapışmaların, insani kavgaların kıymeti azalmaya başladı. Parekılıcı kavramı afedersiniz ama bence mortu çekti. Paredarlık ayağa düştü. Hayırdır abi yani ne bu sıradanlık? Bu kadar erken yükselen bir seri 10 kitabı umarım devirir. Shallan... Seni sevmiyorum ya. Bu kitap senin kitabındı. Hem flashbacklerde hem günümüzde işkencesin. Kendini çok akıllı sanıyorsun ama BS'a dua et yoksa sana laflar hazırlamıştım. (Desen'in yalanlarla ilgili söyledikleri ara ara komik olabiliyordu.) Kaladin iyidir. Dalinar adamdır. Navani... Neyse şimdi bişey diyip de terbiyesizlk etmeyelim. Lopen seni de seviyorum gancho! Kitabın hastasıyız eyvallah da, seri artık başladı biz hala 800 sayfa giriş okuyoruz neredeyse. Kafayı yiycem ya... Yazım tarzı güzel yine. Seviyorum kitabın doğasını.
Parlayan Sözler
Okuyacaklarıma Ekle
1
154 syf.
·
Puan vermedi
Siz Siz Olun, Uykularınızı Öldürmeyin!
“Krallığı bol geliyor sırtına Bir cücenin bir devden çaldığı kaftan gibi.” “Romeo ve Juliet” ile başladığım Shakespeare yolculuğuna “Hamlet” ile devam etmiş ve nihayet “Macbeth” eserini okumuş bulunmaktayım. Öncelikle Sabahattin Eyüboğlu çevirisinin yanı sıra; giriş bölümünde ‘Shakespeare Döneminde Tiyatro’, ‘Shakespeare Oyunlarının Yayınlanması’, ‘Çeviri metinler ve Shakespeare’in Dili’, ‘Sahnedeki Yorumlar’, ‘Shakespeare Eleştirisi’, ‘Oyunların Kronolojisi’ gibi başlıklar altında döneme ışık tutan bilgilere yer verilmesi bir başka güzelleştirmiş eseri. Cevza Sevgen’in ön sözünü ise kendi adıma en son okumayı tercih ettim. İnsanoğlunun asla değişmeyeceğinin kanıtı niteliğinde bir eser Macbeth belki de. O dönemde bulunan hırslar, yükselme arzuları, satılmış ruhlar; ün, şan, güç uğruna feda edilen insanlıklar, kana bulanan hayatlar, günümüze kadar bir yılan gibi süzülüp ulaşmış. Ve bütün o karanlığın içinde parlayan iyiliklerde, melek kanatlarıyla uçup gelmiş çağımıza. Peki, 400 yıl önce yazılmış bir kitapta bile kendimize ve çağımıza dair bir şeyler bulabiliyorsak şayet, insanoğlu hiç değişmemiş ve hiç değişmeyecek diyebilir miyiz? Gelelim bu güzel eserin konusuna: Yiğit, cesur, herkes tarafından sevilen bir adamdır Macbeth. Lakin bir gün cadılarla karşılaşır ve onların kehaneti; içinde, çok derinlerinde saklı kalan, belki kendisinin bile varlığından habersiz olduğu hırsı, yükselme arzusunu açığa çıkarır. Hemen ardından Cawdor Beyi olduğunu öğrenir lakin bu onun için yetersizdir. Onun istediği kral olmaktır! “Bir insana yaraşan Her şeyi yapmaya varım. Ondan ötesini yaptım mı, İnsan olmaktan çıkarım.” Diyen Macbeth, ne yazık ki hırsına yenilip insanlıktan çıkar! Lady Macbeth’in de bunda büyük payı vardır. Macbeth’in hırsını kamçılayıp ellerini de hayatlarını da kana bulamıştır. “Koca Poseidon’un bütün denizleri Yıkayabilir mi bu elleri? Yıkayamaz! Ellerim kana boyar denizleri, Kızıla çevirir sonsuz yeşil dalgaları.” Der yüreği pişmanlıkla yanan Macbeth. Poseidon’un denizleri bile yetmez temizlemeye ellerindeki kanı! “Kendimi bilmemek daha iyi Ne yaptığımı bilmektense!” Ne büyük bir pişmanlığı saklar içinde bu sözler! Ne acıdır! O kadar ki insanın üzüleceği geliyor! Macbeth, kötü müdür peki? Kötü insanlar vicdan azabı çekip, pişmanlık duyabilirler mi? Belki de adım adım bir yolculuktur onunki, kötülüğe giden. Peki yaptığı zulümler, kötülüğünde kötüsü değil midir? Ne olursa olsun kitabın sonuna kadar hep bir iç hesaplaşması vardır Macbeth’in. Lady Macbeth ile yaptıkları kötülüklerin vicdan azabını yüreklerinde taşırlar. Vicdan ve kötülük aynı vücutta can bulmuştur sanki. Macbeth ruhunu satarken vicdanını da satabilseydi bu kadar acı çekmezdi belki de. İçini kaplayan bütün o karanlığın içinde bir ışık gibiydi vicdanı: Hala insan kalan bir yanı olduğunu gösteriyor ve onu derin acılara boğuyordu. Hırsıyla, yükselme arzusuyla kendini koyu bir mutsuzluğun üzerine atmıştı. Kendisiyle savaşmıştı zamanında; insan kalabilmek adına! Lakin hırslarına yenilmiş ve çamura batmıştı, kana bulanmıştı. Vicdan azabı denilen yükü omuzlamış, altında ezilirken zulümlerle halkı bezdirmekten de geri durmamıştı. Hayaline kavuşmuş, kral olmuştu lakin mutlu olamamıştı; yemek, içmek, uyumak, hayattan tat almak gibi şeyler onun için bir hayal olmuştu artık. Kim bilir, en büyük savaşını belki de vicdanıyla vermiştir Macbeth? “Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!” Ve her şeyi planlayan, sonunda mutluluğa kavuşacağına inanan soğukkanlı Lady Macbeth için de hiçbir şey istediği gibi olmamıştır. Onun da vicdanı rahat bırakmaz yakasını. “Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.” Der Lady Macbeth. Yıktığı hayat kendisine mutluluk getirmek şöyle dursun en derin acılara sürüklemiştir belki de. Ve bir de eserin en tatlı yanı, kapıcısı vardır! Kendini cehennemin kapıcısı varsayıp o kapıyı çalan kişi hakkındaki tahminlerde bulunan bir karakter! Mizahı seviyorum! Güldürürken düşündüren her şeyi seviyorum! Shakespeare’in eserlerini okumayı; onun üslubunu, şiirselliğini seviyorum. İşlediği konuları, yarattığı karakterleri ve onların iç çatışmalarını ve hatta olay örgülerini seviyorum. Hırslarına yenilmiş lakin vicdanının yükünü de omuzlamış, altında ezilen bir adamı, Macbeth’i öyle güzel resmetmiş ki hayranlık duymaktan alıkoyamadım kendimi. Ahlak, insanlık, irade, iç çatışmalar, hak, adalet, iyilik, kötülük… Onun eserlerini güzel yapan da bunlar işte. Demek istediğim ahlaki değerleri ortaya koyuş biçimini seviyorum mesela. Son olarak söyleyebileceğim tek bir şey var: Macbeth sadece kendi uykularını öldürdü. Ve ben sizlere uykularınızın katili olmadan yaşayabileceğiniz bir ömür diliyorum. Her gece başınızı yastığınıza rahat bir vicdanla koymanız dileklerimle… Siz siz olun, uykularınızı öldürmeyin! Kitaptan inciler: “Yüzü gülmez oldu kimsenin, Olan biteni bilmeyenden başka. Ahı gökleri tuttu milletin, duyan yok. En büyük acılar gündelik kaygılara döndü.” “Bütün kötüler iyi suretine de girseler İyilik yine de iyilik olarak kalır.” “En uzun gecelerin de bir sabahı var.” “Ne olacaksa olur, bırak olsun; En kötü gün de sonuna varır, bırak varsın.” “İnsanın içinden geçenler yüzünden okunabilseydi! Nerde! Öyle bir sanatımız yok. Bu beye nasıl güveniyordum, Ne kuşkusuz bir güvenle…”
Macbeth
8.5/10
· 13,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
7
Kahakaha atıyorsun ama içten içe uyuz oluyormuşsun gibi... Sabotaj gelecek sanki
"Babam her sabah uyandığında başının üstünde ışıl ışıl parlayan imparatorluğunu görüyor," dedi prens düşüncelere dalarak, ağzından şaşırtıcı derecede etkileyici sözler çıkıyordu. "Nasıl bir şey olacağını hayal dahi edemiyorum," diye fısıldadı. "Ağabeyime sor." Baldair bir kahkaha atarak beyaz yumuşak halıyla kaplı bir koridora doğru ilerledi.
Saadet nedir?
Cenab-ı Halil (1): - Saadet çalışmak, kazanmak ve kazancını diğer insanlarla paylaşmaktır. Cenab-ı Kelîm (2): - Saadet, nefsini Firavun ihtiraslarından kurtarmaktır. Cenab-ı Âdem: - Saadet, şeytana uymamak ve Havva'ya aldanmamaktadır. Konfüçyüs: - Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır. Eflatun: - Daima yücelikleri düşünmektedir. Aristo: - Mantık! İşte saadet. Zerdüşt: - Saadet, karanlıkta kalmamaktır. Brahma: - Saadet mi? Herkesin zannı neyse onun aksidir. Cenab-ı Mesih (3): - Saadet, maziyi unutmak, bugünü hoş görmek, geleceği düşünmemekle mümkündür. Lokman: - İnsanlar bu kelimeyi bütün özlemlerini bir sözle ifade etmek için icat etmişler. Hızır: - Saadet, bitmek bilmeyen arzuların giremediği gönüllerde bazen şimşek gibi parlayan bir hayalettir. Bu sözler üzerine Buda öfkeyle ayağa kalktı: - Ey Beşeriyet (4)! Saadet yokluğun güzel isimlerindendir. Nirvana! Ey Beşeriyet, Nirvana! Beşeriyet bitkin bir halde yere düştü ve: - Oh! Hangisi, hangisi?.. diye mırıldandı. O vakit reis (5) ayağa kalktı: - Ey Beşeriyet! Saadet, hayatı olduğu gibi kabul, zorluklarına rıza, ıslahına gayrettir! dedi. Beşeriyet ayağa kalktı ve: - Ya Fahr-i Âlem (6)! Beşeriyetin dertlerini anlayan, ilacını bulan yalnız sensin! dedi. (1) Hz. İbrahim (2) Hz. Musa (3) Hz. İsa (4) İnsanlık (5) Hz. Muhammed (6) Bu "Ey âlemin övünç kaynağı olan Muhammed!" anlamına geliyor.
1
14