Eğer evlatlarımızın mutlu insanlar olmalarını ve mutlu evlilikler yapmalarını istiyorsak, onları kendi gerçekleri ile yüzleştirmemiz gerekiyor. Ayakları yere basan, ne istediğini bilen, dünyanın kendi etrafında dönmeyeceğini ikna olan kız çocukları yetiştirmek lazım. Sonrasını onlar halleder zaten.
Parayı verdiği, masaya koyduğu müddetçe kendisinden başka şey beklenmediğini düşünüp başka görevleri olmadığına kendine ikna eden adamlar, kendi konforlu hayatına devam ediyor. Sorumluluğunu yerine getirince vicdan azabından da kurtulunca ne yapsın, o da TikTok videosu çekip zamana ayak uyduruyor.
Çocuğun evde örnek alması hayran olması gereken adama anne, toplum, hatta babanın bizzat kendisi tarafından "cüzdan" muamelesi yapılıyor. Cüzdan olmak dışında pek bir işe yaramadığı düşünülen adamların çocukları da kendilerine başka rol modeller arıyor haliyle.
Evliliği bir "mutlu son" olarak görme eğiliminden dolayı, olunan her mutsuz an omuzlarda yok olup birikiyor. Oysa asıl film evlendikten sonra başlıyor ve eşlerin asıl "birbirlerini kazanma" süreçleri "birbirlerine not verme" sürecine dönüşüyor.