Unutma! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Kim Bana (bir kere) salât okursa Allah da ona on salât okur ve 10 günahını affeder, (mertebesini) 10 derece yükseltir."
Anne mutfakta börek yapmakta, kızı da onu izlemektedir. Kız merakla sorar:
"Anne, neden yufkayı tepsiye koymadan önce kenarlarından iki parmak kesiyorsun?"
Annesi, "bilmem ki," der, "annemde öyle yapardı..."
Kız anneannesini arar ve aynı soruyu sorar:
"Anneanne neden börek yaparken yufkayı tepsiye koymadan önce kenarlarından iki parmak kesiyorsun?"
O da aynı cevabı verir:
"Annem öyle yapardı..."
Kız büyük ninesini arar ve ona da yufkanın kenarlarından neden kestiği sorar.
Nine cevap verir:
"Çünkü fırın tepsime o şekilde sığıyor!"
İletişim araçlarının geçmişin hiç bir döneminde görülmediği bir biçimde çoğaldığı ve günlük hayatımızı doğrudan etkilediği bir dünyada,insanların fert olarak iletişimsizlikten bu kadar yakındığı bir tablo ile karşılaşılıyorsa, bu işte bir bozukluğun olduğunu teslim etmek zorundayız demektir.
-önemi yok , Onu öldüreceğim.
- Ne diyorsun sen ,küçük ;babanı mı öldüreceksin ?
- Evet yapacağım bunu . Başladım bile . Öldürmek , Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil ! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim , artık sevmeyerek ... ve bir gün büsbütün ölecek .
“İnsanın en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayulleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır”
Sabahattin Ali’nin dönemin aydın geçinenlerine getirdiği ağır eleştiriler ve derinlemesine çizdiği insan portrelerini, tesadüflerle başlayan bir aşk hikayesi zemininde okuduğumuz harika romanı İçimizdeki Şeytan!
Kitabın ana karakteri Ömer bir gün tesadüfen eskilerden tanıdığı Macide ile karşılaşır ve görür görmez derin bir tutkuyla ona aşık olur. Macide ise, öğrenimi için ailesini bırakıp İstanbul’a gelmiş, akrabalarının yanında misafir olarak kalmaktadır. Ömer’in Macide’nin peşine düşüp ikilinin yakınlaşması ile gelişen olay örgüsünde; bir tarafta Macide’nin yaşadığı ortamda toplum baskısı, toplumun çıkarlara dayalı ahlak anlayışını sorgularken; Ömer’in sözde ‘aydın’ geçinen çevresinde ise, aslında bilgiden ve araştırmadan yoksun, sağdan soldan duyduğu, tartışmalarda tanık olduğu bir kaç düşüncenin peşinde körü körüne sürüklenen, yozlaşmaya ve ahlaksızlığa doğru giden ilişkiler yumağına tanık oluruz.
Ömer karakteri, sorumluluk almayı başaramayan, ağır sorumluluklar altında ezilen, kendi hayatının kontrolünü eline alma hayalleri kurarken hep ‘içindeki şeytan’a uyup kontrolünü kaybeden ve sonra her defasında pişmanlıklar yaşayan yeni yetme bir ‘aydın’dır. Macide ise Ömer’e tutkuyla aşıktır ama çevresine uyum sağlayamamakta ve Ömer’in çevresindeki ileri görüşlü aydın geçinenlerin sahteliğinden rahatsızdır…
Bir grup insan çevresinde dönen tüm olaylarda insanların kendi iç konuşmaları, sorgulamaları, dönemin, toplumun ve bu grubun temsil ettiği aydın kesimin sahte ahlak anlayışları, samimiyetsizlikleri