Bağırmayan Anneler (Bağırıp Çağırmadan Çocuk Büyütme Teknikleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,3bin
Gösterim
Adı:
Bağırmayan Anneler
Alt başlık:
Bağırıp Çağırmadan Çocuk Büyütme Teknikleri
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752477117
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?

Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak ‘normal’ kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Mesela çocuğu dövmek demek, ‘bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın’ demekti.
İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını –yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmamız. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.
İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye…

O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe…
%39 (68/176)
Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası vardır hani. Oğluyla yolda giderken önce oğlunu bindirir eşeğe, kendi yürürken. Etraftakilerin ayıplamasıyla kendi biner, oğlu yürür devamında. Bencil diye söylenenleri duyar da devamında, oğluyla beraber binerler eşeğe. Bu sefer de merhametsiz olmuştur hoca diğerlerinin nazarında. En son çare ikisi de yürürler eşeğiyle yan yana. Enayi damgası yerler nihayetinde. Duymuşuzdur mutlaka bu fıkrayı. Ben bu ve diğer türevi kitapları okurken aklımda hep bu fıkra, sesli sesli güldüm adeta:))

İki masum, samimi ve riyasız çocuğun emanetçisiyim. Hiperaktivite sendromu öntanısı ile birkaç muayane çabası ile normal olduğu müjdelenen, yaramazlıkları fıtratının gereği kabul edilen 5 ve 2 yaşında iki oğlum var hamdolsun. Hangi sosyal ortama gitsem ‘’ Allah yardımcın olsun’’ diye dualar hediye edilen, herkesin çeşitli çözüm önerileri sunduğu minik bir çete. Geçen aylarda dedesinin koca lcd ekran televizyonunu patlatan, dün apartmanın girişindeki komşunun camına ‘merak ettim anne nasıl kırılacak koca cam’ diyerek taş fırlatan minik bir çete.

Kayınvalidemin artık bizi eve kabul etmekte zorlandığı:-‘’Terörist kızım bunlar, psikolog mu psikiyatrist mı bir götür yarın’’ dediği...
Kayın pederimin -‘’ Bunlara okumak lazım kızım, nazar bu nazar’’ dediği...
Genetiğinin suçlandığı, her çeşit önerinin itinayla denendiği ( terapi cd leri, enerjısı yüksek suni gıdalardan kaçınma .. vs vs ) iki yaramaz.

Öğrencilik yıllarımda bir hadis okumuştum ‘’ Çocuğun yaramazlığı zekasındandır’’ mealinde. Ve yıllarca dualar biriktirmiştim halisane ‘yaramaz ve zeki’ çocuklarımın olmasına vesile. Şimdi bu yorgunlukla Rabbimin ''Mucib'' ismini tefekkür edip gülmeye çalışıyorum ben de.

Kütüphanemde yerini alan, yeni nesil annelere hitaben kopyala yapıştır misal yazılan okuduğum 6. kitap bu. Tıp kitapları dışında diğer kitapları vakit israfı kabul eden eşimin 10 yıl sonra ilk hediyesi kitap olarak. Muhtemel kütüphaneme hiç bakmadığı için diğer benzerlerini de göremedi. Ancak artık kitaplardan çare arayacak hale geldiyse dedim kendime; önyargısız okumak lazım elbet.

Artık kıdemli anne olarak mevki atladığımı düşündüğüm şu hengamede; müsadenizle, hoşgörünüze sığınarak kendi fikirlerimi yazmak istiyorum ben de.
Elbet katıldığım, alkışladığım doğru tespitlerin yanı sıra; yazarı da tenzih ederek…

Yarım bıraktım çünkü, okurken kendimi morbid obez hastalara elindeki katı diyet listeleriyle ‘’yemek yemeyeceksin’’ diye ahkam kesen robot drlar gibi hissettim. Kişisel gelişim kitapları misal kesin hükümler sıralayıp, mükemmeliyetçilik ilahına tapan yeni nesil anneleri fırsat bilip geliştirilen yeni ticari kapan olarak görüyorum bu tarz kitapları. Ve en az 6 kitabı da bitirdiği halde, dün camdan atlamak üzere zıp zıp zıplayan oğluma bas bas bağıran ben; bu kitapların amaca hizmet ettiğini düşünmüyorum. Zira her çocuk ayrı bir âdem, her âdem binlerce alem. Ve çözümler de binlerce. Ki zaten çözüm aranacak bir patolojı olarak görmek te ayrı bir patolojı sanki. Kuralların, hedeflerin, düsturların fıtriliği bozduğunu, samimiyeti gölgelediğini düşünüyorum artık.

Dün AVM'de yeni panik bir anne gördüm tam da anlatmak istediğime tercüman. Minik oğlu önden yürüyor biraz, arkadan kurulmuş robot gibi 24 saatlik kurulu kamera hassasiyeti ile kitabın ezberlettiği şeyleri tekrarlıyor titizlikle hem de defalarca, o anın keyfini çıkarmak yerine :
-‘’Efe, sana güveniyorum. Sen iyisin. Sen yapabilirsin.
Ben sana güveniyorum. Sen başarabilirsin.. sen başarılısın..
Efe SEN Yaparsın..’’
….

Peki ne çözüm buldun sen derseniz??
Her çocuk özeldir ve artık sınırlarımı kaldırdım ben de. Çözüm aradığım bir problem olarak görmek yerine, onları o şekilde kabullenip, içimden geldiği gibi, samimane, sevgiyle … hal diliyle …

Artık ben de ayakkabılarımı çıkarıp yağmurda ıslanıyorum onlarla. Evin duvarları her renk boya. Ben de dün çizdim kocaman bir ay duvara. Ben de ‘’kral şakir’’ izliyrum tv de artık. Ben de zeytin çekirdeklerini tükürüp yarış yapıyorum. Kızdığımda bağırıyorum da, içime yapmacık atmaktansa. Bazen kıçlarına elimle şaplak da atıyorum. Ama sonrasında kocaman sarılıp öpüyorum. Nihayetinde öfke de, kızgınlık da, affetmek de, sakinleşmek de fıtri duygular( – abartmadan ELBETTE-) . İleride zaten bu duygularla tanışacaklar diye düşünyorum. Ve bugünleri bir daha hiç yaşayamıyacağım ben, bunu biliyorum.

Bir de, yeni okuduğum bir hadiste; ‘’BENİM’’ çocuklarım diye övünürken, emanetçisi olduğunu unutup, sahiplik iddiasıyla tüm hisseyi kendine veren moda annelere hitaben –biri de benim muhtemel- diyor ki: ‘’Terbiyenin onda dokuzu duadır. ‘’ Rab sıfatıyla her şeye Malik, Kadir, Alim RABB’E halisane anne duası..

Son olarak oğlumun ifadesiyle…
Robot X, haydi birleşşşş:)))))
Sevgiler, saygılar, selamlar ..
176 syf.
·3 günde·7/10 puan
Çocuk !!!
Bedeni ve mantık yaşı büyük olmayan ama bizlerle aynı ruhu taşıyan, daha temiz bir kalbe sahip olan kişi... Herkesin geçirdiği evrenin adıdır çocukluk.

Yazar kitabında hep annelere seslenmiş lakin ben kabul etmiyorum. Çocuk anne ve babanın en ortak ilgi alanıdır ve her iki veliyi de alakadar eder. Kitapta çocuğa bağırma dışındaki diğer seçenekler güzel bir dil ile anlatılmış, lazım olana altın niteliğinde bilgilerdir bunlar. Her ebeveynin okuması bilmesi gereken hususlardır. Çünkü çocuk deyince akan sular durulur.

Şu hayata bırakabileceğimiz yeğane mirasımızdır evlatlarımız. Bizler hanlar, hamamlar yapabilecek insanlığa üniversiteler, vakıflar bırakabilecek güçte değiliz. Lakin çok saygın, terbiyeli, vatanını milletini seven evlatlar yetiştirip insanlık yararına fayda sağlayabiliriz.

Erkek gözünde kadın olmak, yani ev hanımı olmak kolay gözükür. Ne var evi temizle yemek yap sonra at kendini kanapeye akşama kadar uyu... Arada bir çocuk ile ilgilen vesaire... Ama durum hiçte öyle değildir. Ben ev hanımların üzerindeki yükün biz erkeklerin üzerinde olandan kat be kat daha fazla olduğunu düşünüyorum. Allah onları başlarımızdan eksik etmesin ve hepsinin ‘anneler günü’ kutlu olsun.

Kitabı neden okudun derseniz eğer, bence bir çok kitaptan faydalı bir kitap ve çok güzel bilgiler sahibi oldum. Yazarın akıcı dili ve hayattan bazı kesitler sunması, hikayeler ile anlatımını bezemesi daha da okunası bir hal alıp okuyucuyu sıkmadan süreklilik sağlıyor. Kadın erkek herkesin bilmesi gereken bilgilerle dolu hoş bir kitap. Okumanızda fayda vardır.

Sevgi ile kalın.
176 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bağırmayan Anneler....

Bir çok yerine post-it yapıştırmakla birlikte altını çizerek epey yordum kitabı. Benim için ders niteliğinde, her cümlesi düşünülüp yazılmıştı. Kitabı uzaklara koyup asla kopya çekmemekle birlikte aklımda neler kaldıysa -bakalım- kitabı anlatmak istiyorum.
Yine bana neler kattığıyla alakalı bir giriş yapacağım. Sonuna kadar okumak istemeyenler için BEĞENDİM- TAVSİYE EDERİM, şimdi şu "beğendim" i açalım;

Hatice K. Tongar sosyal medyadan takip ettiğim biriydi. Her gün attığı gönderilerle bilgilendirici ve hak verdiğim fikirlerini paylaşıyordu. Sonunda kitabını okumaya işte bu sebeple karar verdim: fikirlerini onaylıyorum.

Bağırmayan Anne.. Baba... Abla.. Abi... Öğretmen...
Bağırmayan İnsan.
İyi de neden bağırmıyoruz?
Kitap bunu uzun uzun anlatıyor. Empatimize başvurarak okuyucuya da onaylatıyor. "Evet, doğru bağırmamalıyım"


'Bağırmak en ilkel bir geribildirim. Ve çocuğa hiç bir katkısı olmayan, aksine zararları olan bir tutumdur' desem kim karşı çıkabilir ki? Peki kim kendinden küçük birine bağırmamış şu zamana kadar?

Sırf kendimizden küçük diye bağırma hakkına(!) sahip olmuşuz. Bu insafsızlık. Hele ki canını yakmak?
Çocuklar yaramazlıklarıyla büyükleri çileden çıkarıyor. Ee, bu çocuklar canavar mı?
Dinimizde insanlar ahsen-i takvim suretinde yaratılıyor. -doğuyor-
Bebek=Masumiyet
Bizi çileden çıkartan kim peki? Tüm bu yaramazlıklar....
Yine kendimiz. Çocuğun bile isteye kötülük yaptığını hiç duymadım. Yaramazlık diye adlandırdığımız mesele çocuğun iç dünyasında ne demek? Niyeti ne?

Kitapta çok güzel bir örnek var, çocuk evi süslemek için mutfakta bulduğu haşhaş kavanozunu etrafa serpiyor. Anne bağırmamayı seçip "Neden böyle yaptın?" diyor ve aldığı cevap şu şekilde, "Evi süsledim senin için Anneciğim."
Bu şekilde düşününce ortada bir "yaramazlık" durumu kalmıyor.

Çocukların "yaramazlık" diye adlandırdığımız davranışlarının altında yatan bir çok nedenden biriydi bu.

•Neden bağırıyoruz?
•Bağırmak ve disiplin anlayışı?
•Ödül-Ceza?
•Bağırmayıp ne yapacağız?
•Bağırmanın çocuklar üzerindeki etkisi?
•Çözüm yolları - Örneklemeler

Gibi sorulara -ve daha fazlasına- kitapta cevap bulabilirsiniz. Yararlı ve okunması lazım bir eser. Her noktasına katılıyor ve Bağırmayan bir insan olmaya niyet ediyorum.
176 syf.
Anneler ve çocukları arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğini, genel yaklaşımların neler olacağını, örneklerle açıklayıcı bir şekilde anlatan harika bir eser.
Her annenin ve babanın okuması ve hayatına uygulaması faydalı olacak bilgiler içeren bir kitap.
Çocuklar için en iyisini yapmak istiyorsak bu kitap faydalı olacaktır.
Uygulamaları yaparak daha mutlu bir yaşam sürmek mümkündür.
Özellikle sakin kalabilmek en önemli faktör olacaktır.
Bir olay esnasında sebebini sormadan müdahale etmek olumsuz sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Dahası annelerin yanında babaların da mutlaka okuması gereken bir bigi kaynağı olacağını düşünüyorum.
İyi okumalar.
176 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Keşke herkes anne olmadan önce okusa bu kitabı. Bağırılmış (annesini bağırttırmış!) bir çocukluk geçirince gün gelip devranın dönmemesi biraz zor oluyor. Ama döngünün bir yerde kırılması lazım. Neden bu döngüyü kıran biz olmayalım? İşte bu kitap o döngüyü kırmaya niyet edenlere, bu dert ile dertlenenlere hitap ediyor. Çokta niyetiniz yoksa bir sürü bahane var zaten... Bu döngüyü kırmak çok zor olduğu için bir defa okuyup bırakmak yetersiz gelecektir. Ben ikinci defa okudum. Bu alışkanlığı kazanana kadar ara ara da okuma niyetindeyim. Zira bana bu konuda tek olmadığımı, arkamda kocaman destek olduğunu hissettirdi.
176 syf.
İyi  bir ebeveyn olmak için bir kaç tatlı ipucu :)
Kitapdaki her duygunun tarifi çok başka.
Verilen örnekler ve anlatımın sade anlaşır olması kitabı bir üst seviyeye çıkarmış.
Kaleminize sağlık sevgili Hatice Kübra tongar

°°Alıntı°°
İnsanlar hata yapar, hatalar konuşulur, sonuçları yaşanır, bedelleri ödenir ama hiçbir insan bağırılarak küçük düşürülmeyi hak etmez. Hele ki karşımızdaki küçük bir çocuksa...
176 syf.
·17 günde
Anne- çocuk ve kişisel gelişim alanında çok güzel bir eser. Anne olmadığım halde yeğenlerime karşı ya da diğer çocuklara karşı bana doğru gelen ama aslında yanlış yaptığım birçok şeyi fark ettim. Hemcinslerime ve okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
176 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Evet kitabı büyük bir hevesle okumaya başladım. Ve bir çırpıda bitirdim. Amacım aradığımı bulmaktı. Buldum mu? Hayır. Peki kitapta ne var. Kitapta kızımı ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım. Sakin kalamadığım konularda şükretmek gerektiğini anladım. Her yolun sevgiyle sevgiye çıktığını anladım. Herşey çok güzel cümleler akıcı kalbimize dokunuyor. Ama ama ama...
Kızıma Nasıl davranacağımı bilmiyorum. Evet şöyle şöyle yapın diyor. Tamam yaptım diyelim peki sonra ? Örneğin TV yakından izlememiz gerektiğini kitba göre çocuğuma ilettim. Beden dili olsun ses tonu olsun cümlelerim olsun herşey yolunda. Peki çocuğum bunu reddederse. O zaman nasıl davranacağım. Sonu gelmeyen bir döngüye giriyorum. Her defasında aynı hoşgörüyle davransam da bazen yanıt alamıyorum. Hani kitap iyi hoşta. Bir kaç basamak ileri götürse keşke bizi. Çünkü her çocuğun fıtratı başka. Mesela bu telkine karşı çocugunuz şunu yapıyorsa yada böyle davranmışsa şu cümleler okumak isterdim.
176 syf.
·4/10 puan
Sosyal mecrada fazlaca gözüme çarptığı için alıp bir köşeye koymuştum kitabı. Okuduktan sonra da ben bunu nasıl almışım dediğim bir kitap oldu açıkcası. Yazar konudan konuya atlamış kitapta. Konu çocuk anne ilişkisi olması gerekirken,karı-koca ilişkileri araya giriyor, annenin bakımı giriyor falan derken bitiyor bir şekilde. Bilimsellikten uzak bir kitap bana göre. Bazı bilimsel konulara da değinilmiş fakat bu zaten hemen hemen bu tarz kitap okuyan insanların bildiği genel geçer bilgiler olur ya onlardan bahseder gibi bahsetmiş. Eğer çok fazla aile çocuk gelişimi üzerine kitap okuduysanız bu kitap size çok basit gelebilir ama yok ben daha yeni giriş yapıyorum bu konulara derseniz eh belki alınıp okunabilir.
176 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncelikle şunu söylemeliyim ki henüz ne anneyim ne de bir eş.. Bu yolda kendini geliştirmeye, yetiştirmeye, öğrenmeye adamış biriyim sadece.. Çünkü bir kadın ne kadar ‘bilinçli’ olursa o kadar iyi bir anne olacağına, mutlu ve iyi çocuklar yetiştireceğine inanıyorum.

@haticekubratongar çok severek takip ettiğim, çocuklarıyla iletişimine, bakış açısına, maneviyatına, kalbe dokunan kelimelerine, iyi niyetine, iyiliği, umudu aşılayışına hayran olduğum, kendime rol model aldığım bir kadın, bir eş, bir anne, bir yazardır. .

Kitabında bağırmadan çocuk yetiştirmenin yollarını gayet anlaşılır ve basit bir dille anlatıyor. Öfke kontrolünün nasıl sağlanacağı, disiplinin, koşulsuz sevmenin ne olduğu, ebeveynliğin sahiplik mi emanet mi olduğu, şiddetin türleri, misafir mi çocuk mu, bir anne kendine nasıl zaman ayırmalı, beslenmesi, dinlenmesi nasıl olmalı, eşiyle ilişkisi nasıl olmalı, dokunarak sevmenin önemi, ödül mü ceza mı, disiplinde 3d yöntemi ve peygamber efendimiz’in çocuklara yaklaşımı..

Her annenin ve anne adayının, her babanın ve baba adayının da kitabı okumasını önemle tavsiye ediyorum..

Belkide dünyayı bizim yetiştirdiğimiz çocuklar yönetecek bu yüzden bilinçli ebeveyn olmalı, okumalı, önce kendimizi eğitmeliyiz. .
176 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Sadece annelerin değil babaların da okuması gereken, bir çok önemli noktaya temas eden güzel bir eser.
Sadece bağırmamanın yollarını anlatmıyor kitap. Ofkelenmemek için öfkeye sebep olacak şeyleri de ortadan kaldırmak gerek. Ofkelendiginde ise bu öfkeyi kontrolde tutacak önlemler almak gerek.
Hatice Kübra hanımın kalemine sağlık kısacık bir zamanda okunabilir bir eser.
176 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Anne ve anne adaylarının okuması gereken bir Kitap herkes anne Olabilir ama bağırmadan anne olmak zordur çok güzel bir rehberlik yapmış Hatice hanım zoru nasıl kolaylaştırıriz onu anlatmış
İnsanlar hata yapar, hatalar konuşulur, sonuçları yaşanır, bedelleri ödenir ama hiçbir insan bağırılarak küçük düşürülmeyi hak etmez. Hele ki karşımızdaki küçük bir çocuksa...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bağırmayan Anneler
Alt başlık:
Bağırıp Çağırmadan Çocuk Büyütme Teknikleri
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752477117
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayy Kitap
Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?

Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak ‘normal’ kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Mesela çocuğu dövmek demek, ‘bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın’ demekti.
İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını –yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmamız. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.
İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye…

O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe…

Kitabı okuyanlar 1.331 okur

  • Canan Selvi
  • Zeynep  Çakır
  • Saliha Aydın
  • Tuğba Kurnaz
  • Tuğba Aktaş
  • emire üzümcü
  • Hatice Özen
  • Mesut Gulec
  • Ebrar
  • Kübra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.8 (151)
9
%15.4 (60)
8
%17.7 (69)
7
%10.8 (42)
6
%5.1 (20)
5
%4.9 (19)
4
%1.3 (5)
3
%1.3 (5)
2
%1 (4)
1
%3.6 (14)