Tabii ya, diye düşünüyor Anna; en son ne zaman bir şeyi ilk kez yapmıştı? Hayatının önceden çizilmiş sabit raylar üzerinde ilerlediğini anlıyor. Yön değişikliği olmamıştı. Bir şey aklına esmemiş, bir hevese yenik düşmemiş, bir meyle kapılmamıştı. Belki de ilk kez gerçekten bugün cesaret etmişti buna.
Ama bugün o davranışı nedeniyle anneme hayranlık duyuyorum. Başkalarının hakları için mücadele verenlerin olduğu yerde kazananlar ya da kurbanlar yoktur; onun verdiği ders hep bu oldu.
Yıllar geçiyor. Kocası Michele için de öyle. Kaç yıl kaç çizgi kaç vaat. Ve çıkılmamış kaç tatil, ertelenmiş kaç yolculuk; olması gerekirken olmamış ne çok şey var. Ama hâlâ buradalar, birlikteler.
"Ne çok sır var," diye düşünüyorum gülümseyerek. Hiç çözülmemiş gizemler, asla açıklanmamış aile sırları. Gerçek suçlar, gönül suçları. Belki de bu nedenle filmlerimde bu sırları anlatmayı; tatlı tatlı ortaya dökmeyi, çözümlemeyi ve nedenlerini açıklamayı seviyorum.