Victor Hugo bu eserinde “İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar.” diyor. Daha sonra da “Manevi acının yanında fiziki acının ne önemi var?” diye ekliyor.
Hepimiz bu dünyaya belli bir zaman diliminde 60-70 yıl yaşamak için geliyoruz. Kimilerimiz bize bahşedilen bu hayatı olabildiğince insanca yaşamaya çalışırken kimilerimiz hırslarına, tutkularına ve nefsine yenik düşerek birtakım suçlara bulaşıyor. Bunun neticesinde de o dönem yürürlükteki hukuk sistemine göre suçuna uygun bir cezaya çarptırılıyor. Kimi zaman bu ceza sistemi adaletli olurken kimi zaman da adaletten uzak olabiliyor.
Romantik akım temsilcilerinden olan Victor Hugo, Fransız Edebiyatının kültleşmiş isimlerinden biridir. Romantizm akımın yanı sıra hümanizm akımının neferlerinden biri olan yazarımız bu klasikleşen ve dünya edebiyatına mal olan eserinde dönemin hukuk sistemini kendi dünya görüşü nezdinde irdelemiş ve eleştirilerde bulunmuştur. O dönem şartları içerisinde sergilemiş olduğu bu tutum büyük bir cesaret örneği niteliğindedir. O dönem uygulanmakta olan adalet sisteminde belli başlı suçların cezası ya idam ya da ömür boyu sürecek kürek mahkumiyetidir. Bu cezaların suçluya da topluma da herhangi bir faydası olmadığını, toplumun suç işleme oranında herhangi bir azalma meydana getirmediğini, aksine suçluyu daha çok suça teşvik ettiğini ve toplum için eğitici olmaktan uzak olup suça teşvik edici bir nitelikte olduğunu düşünmektedir. Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir ya, sen ne diyorsun kim idamı duyup da suç işlemeye meyilli olur dediğinizi duyar gibiyim? Canından başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insan suç işlemekten korkmaz. Ya da açlıkla imtihan olmuş bir insan çalmaktan korkmaz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu demek değildir ki cezalar caydırıcı değil o