Merhabalar,
Kitapta, Nil ve Fatih’in tatlı mahalle aşkını ve "abimin arkadaşı" konusunu okumayı beklerken; Nil’in Bursa sevdası, feminist öğretiler ve Fatih’in tek taraflı aşk tiyatrosu oldu. Kitabın büyük bir kısmında resmen "Aşk ne zaman yaşanacak?" diye bekledim.
Kitap boyunca Nil, kendi ayaklarının üstünde durmak istediğini söylese de, çevresi "Durursun ama önce evlen" diyor; hatta görücü geliyor. Fatih ise aşığım diyor, buna rağmen kıskançlıklarını dahi direkt dile getirmek yerine Kürşat üzerinden yapıyor. Bu durum, hikâyenin dinamiklerini fazlasıyla zayıflatmıştı.
Ayrıca Nil’in abisi Kürşat'tan gördüğü zorbalık, okuma keyfimi ciddi anlamda düşürdü. O anlarda tek isteğim, Nil’in o evden ve mahalleden bir an önce taşınıp, kendine yeni bir hayat kurmasıydı.
Kitaptaki tek sevdiğim kısım, Fatih'in tek taraflı aşkı yaşarken içinden ne yapacağını bilemeyişiydi ve kendini sorgulayışıydı. Ne yazık ki o da sonlara doğru patladı ve ortamı tamamen mahvetti. Bakalım ikinci kitapta bu durumu nasıl toparlayacaklar.