Belki de seni çok sevdiğimi söylediğim zaman bu aşk anlamına gelmiyor, sen kalbime giren bir bıçaksın ve ben bu bıçağı daha da saplıyorum, işte aşk bu.
Her şeye rağmen, mutluluktan ölünebiliyorsa, o zaman kesinlikle bu şekilde öleceğim. Ayrıca, ölüm döşeğindeki birisi, mutluluk sayesinde hayata tutunabiliyorsa o zaman bende hayatta kalacağım.
Aşkın gizli kalmış yönü müydü bu kitap. Yoksa yasak bir aşkın tohumları mıydı?
Bu devirde de öyle mi dersiniz. Tamam onların zamanlarında ki gibi mektup, telgraf pek tabi sık sık kullanılmıyor , onun yerine daha mobil olan cep telefonu kondu ceplerimize, çantalarımızın içine.
En uzakta dünyanın bir ucuna görerek bile görüşmeye başladık. Gidip hissetmek gibisinden , yok pasaportuydu yok vizesiydi gibisinden şeyler kalmadı.
Bu kitaptaki aşk çok farklı tabi. Kadın evli ve kocasını bırakıp, Kafka'nın yanına gelemiyor, her ikisi de hasta tabi. Bu bize evlilikteki ilk aşama olan nikahta sorulan "hastalıkta ve sağlıkta" kelimelerini hatırlatıyor.
Bu devirde kadın yahutta erkek başka birisine yan gözle baksın, hemen şimşekleri çaktırır, gider ya boşanırız ya da kurşuna dizeriz.
Şu an ki aşkın geldiği aşama bu.