Paylaşmak...
Popüler kültür ile birlikte bir kelime daha derinliğini yitirdi.
Eskiden olsa "paylaşmak" dendiğinde; biri iki yapmak, karşındakini kendine tercih etmek, var olanı vermek, yok olsa da var olunca vermeye niyet etmek ifadelerini kaleme alabilirdim.
Ama şimdilerde "paylaşmak " dendiğinde; aza tamah etmemek, kendini kendine tercih etmek, var olanı vermeyi değil vermiş olmayı gösterme gayretinde olmak ifadelerini kaleme alsam, abartmış olmam herhalde.
Paylaşmanın özünde, azın bereketine teslim olmak,
Helalin lezzetine gark olmak, bir olmak birlik olmak var iken
Paylaşmaktan türeyen,
"Paylaşım yapmak" söz kalıbı neticesinde, yalnızca nefsi beslemek, gösteriş yapmak, mahremiyeti yok saymak, haramı-şüpheliyi-boykotu özendirmek, ben ve yine ben diye dört dolanan bir güruhun varlığı kendini göstermektedir.
Bir kitabı, bir şiiri, bir cümleyi, bir sözü
Alıntı yahut iletiyi, nefs için okumaktan, yazmaktan, paylaşmaktan Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin.
Okumak dahi kitap sayısı ile ölçülür hale gelmiş durumda.
Alıntılar, iletiler, fotoğraflar, videolar, reelsler vs... hakikate hizmet ediyor mu muamma?
Nefsten kaçıyor mu muamma?
Hâl böyle olunca ahvâl ortada
...
deyivererek,
sizleri, paylaşmak yahut paylaşım yapmak yerine
"Bölüşmeye" davet ediyorum.
Gelin,
Onlar paylaşadursun,
İnşallah bizler, okuduğumuz kıymetli kitabın ismini,
Kalemi bizi etkileyen yazarın ilmini,
Cümlenin hakikatini,
Şiirin ruhaniyetini,
Sözün özünü,