Namus o zamanlar kadının hayatında dini öneme sahip bir kavramdı, hatta şimdi bile öyle; sinirlere ve içgüdülere öyle bir dolanmış ki onu kesip kurtulmak, onu gün ışığına çıkarmak en nadir rastlanan türde bir cesaret gerektiriyor.
16. yüzyılda büyük bir yetenekle doğan herhangi bir kadın şüphesiz delirir, kendini vurur ya da ömrünü kasabanın dışında ıssız bir kulübeye kapanıp yarı cadı yarı büyücüye, korkulan, alay edilen birine dönüşmüş halde geçirirdi.