‘’Aşktan, paradan, şöhretten ziyade hakikati verin bana.”
Henry David Thoreau
MARTİN EDEN
Ele avuca sığmayan, uçarı, sokak jargonuyla konuşan maceraperest bir denizcidir. 1876 yılında San Francisco’da doğan Jack London bu eseri 33 yaşındayken yazmış. Aslında Martin Eden kendisidir. Bu kitap sadece bir sınıf ayrımını anlatmıyor özünde felsefe, edebiyat, sosyoloji gibi birçok alanı barındırıyor. Martin ruhani bir güzellik olarak gördüğü, sarı saçlı, narin, güzeller güzeli Ruth ile tanışır. Ruth ve ailesi burjuva sınıfından, üst tabakadan gelir. Martin ise beş parasız bir denizci, işçi sınıfındandır. Martin, imkansız da olsa Ruth’un büyüsüne kapılır ve kıza aşık olur. Ruth romanda pek sevilmeyecek, antipatik bir karakter olarak görülebilir. Ailesi ve kendi soyluluğu onun için çok kıymetli. İlerleyen zamanlarda o da Martin’i sevdiğini ifade etse de ben buna inanmıyorum. Ruth Martin’i değil, onun ona olan ilgisini, aşkını ve adanmışlığını seviyordu. Martin aşkı için resmen kendini tam anlamıyla kızın kollarına bıraktı. Ruth için değişmeye hazırdı. Çok sinir bozucu şekilde sürekli Martin’ i düzeltiyordu, kelimeleri sokak diliydi Martin’in. Ama Ruth onu eğitmeye başlamıştı ve Martin bu durumdan pek hoşnuttu. Burada Jack London’ın gerçek hayatta kendisine İngilizce dersleri veren Mabel adında bir kızdır Ruth. Jack de tıpkı Martin gibi maceraperest bir denizciydi, küçükken gazete dağıtırken ilk gençlik yıllarında deniz korsanlığı yapmış. Martin Eden kitabında geçmişte iskorbüt hastalığına yakalandığından bahseder. Jack London da geçmişte bu hastalığa yakalanmış.
Ruth tam anlamıyla toplumsal hayatta süperegonun vücut bulmuş hali de diyebiliriz. Sürekli ailesi ve burjuva toplumuna yakışır olmak onun ödevi gibiydi. Martin ona çok cazip geliyordu. Çünkü cahil bir adamın bu