perişde
adını anmadığım her şey daha uzun yaşıyor içimde bir dolmuşun arka koltuğunda sessizlik paylaştık yanımdaki omzuna yağmur düşmüş bir yabancı camdan akan şehir ikimize de aynı dert varınca indik selamlarımız bizden önce indi ben bir bankın üstüne kazınmış iki harfin aralarında koca bir ömür oturdum perişde sen günaydını kesince öğrendim selamın bölünebilen bir ekmek olduğunu iz dediğin silinir sanırdım, meğer çoğalır yürüdükçe gitmek kabiliyetiyle övündüğüm günlerden kalmanın sesini daha net duydum her gelenin ayakkabısında başka çamur caddedeki ışıklar renkten yoruldu ben yeşili severdim ben hangisini seviyorsam o bozuldu bozulunca anladım sanki adları değişti durakların perişde sana gelmek istedikçe beklemek de bir yol kendi kendine çözülen kelimelerle sustum unutuş, bazen iyi bir arşiv memuru küçük bir dikiş, büyük bir yırtığı tutar mı bilmem bir masal sevmek başka telde, sevilmek başka seste