Pervin Rehimli

Hem kendi kendimize üzüntü yaratır, hem yakınırız...
Sayfa 150·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Kuşkulu oluşu da saflığından, temizliğinden geliyordu. Gururluydu, ama bu gurur hiçbir zaman kibre varmıyordu. Yüceleştirdiği bir varlığın alaya alınmasına dayanamazdı. Kişiliğine yöneltilen hakarete aynen karşılık verebilirdi, ama kutsal saydığı şeylere tecavüz edilince acı çekerdi. Bu durum ruhunun yeteri kadar güçlü olmayışından gelmiyordu. Kendi dünyasında yaşayanların çoğunda olduğu gibi toplum hayatından, insanlardan uzak yaşamaktan geliyordu. O da tüm hayatını, neredeyse hiç çıkmadan kendi dünyasında geçirmişti. Ayrıca Nataşa’nın belki babasından geçmiş, bütün iyi kalpli insanlara has bir özelliği vardı: Karşısındakini olduğundan iyi görür, daha ilk bakıştan büyük bir heyecanla meziyetlerini büyütürdü. Bu çeşit insanların hayal kırıklığına, hele sebebin kendileri olduğunu bilerek uğramaları pek acı olur. Ne diye kendilerine verilebilecekten fazlasını umarlar sanki? Böyleleri, her an hayal kırıklığı tehlikesiyle karşılaşmaktansa, köşelerine çekilip dünyayla bağlantıyı kesmeli en iyisi. Dikkat ettim, köşelerini öyle severler ki, zamanla büsbütün yabanileşirler. Üstelik Nataşa birçok felaket, acı, hakaret görmüştü. Bu bakımdan onu sağlam yapılı saymaya imkân yoktu. Yani onun için söylediklerimde bir kusuru varsa bile hoş görülmeliydi.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Alıntı
Okudum hayatım, okudum, ben de okudum. Senin ilk ürününden söz ediyorum. Okuyunca az kala adam oluyordum. Az kala. Sonra düşündüm taşındım, namussuz kalmayı tercih ettim. Böyle işte...
Sayfa 141·Kitabı okudu
Alıntı
Kuzulara karşı kurt, kurtlara karşı kuzuyum. Kendime göre ilkelerim var: Bir kişinin orduyla baş edemeyeceğini bilir, işimi ona göre tutarım
Sayfa 140·Kitabı okudu
Alıntı
Aklımdan, ya birdenbire hastalanıp ölürsen diye geçiyordu. Bunu düşünür düşünmez seni gerçekten ebediyen kaybetmiş gibi sonsuz bir kedere kapıldım. Gözümün önünde birbirinden kötü sahneler canlanıyordu. Mezarına gelip nasıl üzerine kapandığımı düşünüyordum. Mezarını öperken seni bir an için olsun bir daha görmek için yalvararak Tanrı’dan bir mucize diliyordum. O anda dirilip karşıma çıksan, seni bir an eskisi gibi kollarımda tutabildiğim için mutluluktan ölecektim belki. Bunları hayalimden geçirirken birden şöyle düşündüm: Tanrı’ya sadece bir anlık kavuşma için böyle yalvarıyordum. Oysa altı aydır birbirimizle ne çok kavga etmiş, küsmüştük. Dargın durduğumuz her gün mutluluğumuzdan bir parça yitirmiştik. Şimdi, bir an mezardan çıkman için hayatımı vermeye razıydım... Bunları düşündükçe dayanamadım, sana koştum. Geldiğim zaman beni bekliyordun.
Sayfa 221·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam