Melek

Melek
@peynirlikarpuz
Öğretmen
Doktora
Ankara
Mersin, 12 Haziran
109 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
*bi'sorularlabüyüyoruz*
Çocuklarla güçlü bağlar kurabilmenin yolu onlara nasihat vermek değil, onları merak etmek ve onlara doğru sorular sormaktır. Çocukları değiştirmek yerine onları anlamaya çalışmak gereklidir. Bu anlamdan yola çıkarak; düşünmesini, kendini ifade etmesini ve özgüven kazanmasını sağlayan sorular bizim için oldukça önemlidir. Sürekli öğüt vermek yerine, o öğütü kendi keşfetmesini sağlayan sorular tercihimiz olmalıdır. Benim öyle en azından ve gerçekten çok keyifli. Hayatımda iyi ki var dediklerim listesinin en başında yer alır çocuklar. Çünkü onlarsız hayat çok zor! Onlar sarar, sarmalar, iyileştirir, elimden tutar. Onlarla konuşurken göz hizalarına inip tam da gözlerinin en içine bakarak konuşmak bana tüm kapıları açar bunu bilirim. Onlardan çok şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum ki! Ahhh şimdi tam da buraya nereden geldik derseniz Eğitim Bilimci Dr. Özgür Bolat tuttu getirdi beni buraya! Zaman ayırıp lütfen siz de okuyunuz! * önceçocuklarvehayvanlar! * -------------------------------------------------- Dr. Özgür Bolat~ Sorularla Büyüyoruz Ebeveyninin sevgi ve ilgisinden mahrum kalmış bir çocuk, dünyanın en iyi okullarına da gitse tüm imkanlar ayağına da gelse, belki başarılı olur ama mutlu olamaz. Unutmayın bugün kötü olarak nitelendirdiğimiz tüm yetişkinler, sevgisiz büyümüş çocuklardır.
Reklam
-öylebi'şeykibu,kolayanlatamam!-
"gökyüzü bazen ciğerime doluyor!"
*bi'yabancı*
Biz neresindeydik? Hangi pencereden selamlıyorduk evreni? Olması gerekenlerin rolüyle mi yoksa var olduğumuz akıl, benden, ruh birleşimiyle gerçekleşen bütünsellikte kendimizle mi? Toplumun bizden bekledikleriyle kendi düşüncelerimiz, duygularımız ve hissettiklerimiz arasında var olan anlam arayışında toplumsal norm parçalarıyla bir bir kaplayıp sakladığımız bi'yabancı mıydık hepimiz aslında! -bi'yirmiyedimartikibinyirmialtıcuması- -------------------------------------------------------- Albert Camus~Yabancı " Her şey ben araya giremeden olup bitiyordu. Kaderim benim fikrim alınmadan yazılıyordu."
*bi'sarıyaz*
Bazı kitapların kapak tasarımları, içeriğinden bağımsız olarak bizi elimizden tuttuğu gibi bambaşka bi'yere götürür. İşte "Sarıyaz" benim için öyleydi, elimden tuttu ve bırakmadı. Hani Edip Cansever demişti ya "gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor" diye evet gerçekten de hiçbir yere gitmiyordu, gidemiyordu. Hatta bırakmak istediğimiz zamanlarda bile, o bizi asla bırakmıyordu. Bazen bi'şarkıyla, bazen bi'kelimeyle, bazen bi'renkle, bazen bi'oyunla, bazen de ağzınızda kalan bi'karpuz tadıyla selamlıyordu; aklımızı, kalbimizi, ruhumuzu... Ve *Sarıyaz*'ın elimden tutup götürdü yer tüm kavuşmaların gerçekleştiği, şimdi olmayan, olamayan fakat o anda var olan tüm güzel insanların seslerinin yankılandığı bi'bahçeydi, sessiz, sakin ve huzurlu. Akdenizin dinginliğinde, Torosların eteğinde, mavi bi'gökyüzünün altında, bi'taş evin bahçesiydi yeşilin bin bir tonuyla çevrili. Ve ben hep oradayım; üzüldüğümde, sevindiğimde, ağladığımda ve güldüğümde... ahhh kalbim! ne çok özlerim! ---------------------------------------------------------- Mahir Ünsal Eriş ~ Sarıyaz Olmasındı! " Neden mecbur olsundu ki. Bir kadın neden bütün hayatını başkalarının mutluluğu üzerine kurup sonra da her mutsuzlukta kabahatli çıkan olmak zorundaydı ki zaten? Aman şu üzülmesin, aman buna laf gelmesin diye bütün bir ömrü gereksiz bir mengenenin sıkışıklığında geçirdikten sonra bir de üstüne, sanki doğuştan verili bir görevi başaramamış gibi her sızlanışında taşa tutulmak neden kaderi olsundu? Yeterdi! " .
*şifaniyetine!
-bi'sevdiğimizyerler!bi'kedilikitabevi♡-
Reklam