“Devrim gerçeği bunlara yeni bir yetke kazandırdı. Yerleşik inanca aykırı bir dizi düşünce, Tanrı, kral, papaz, koca, baba ve efendi gibi açıkça tanımlanmış yetke sahiplerinin hiyerarşisine meydan okurken, daha önce hiç böyle bir meşruiyet aramamışlardı. Bu düşünceler ancak ara sokaklarda dolanmış, tavernalarda fısıldanmış, panayırlarda insanları coşturmuş, sinsice üniversitelere sızmış, yüksek makamlardan kovulmuş, doğayla bütünleşmeyi denemiş, gökyüzünün müziğini dinlemiş, güneşe tapmış, barış ve mutluluk çağının peşinden
koşmuş ve ipe gerilmiş, yeryüzü cenneti kehanetinde bulunmakla yerlerde sürüklenip parçalanmış ya da kazığa bağlanıp yakılmıştır.”