Hacer Fatıma Dündar

Ruhlarının ya da bedenlerinin bir hastalığını hayatta en değerli şeyleri sayan insanlar vardır. Bu hastalığı hayatları boyunca taşır, sadece onunla yaşarlar. Onunla acı çeker, kendilerini onunla beslerler. Ondan yakınır, böylece öteki insanların ilgisine hak kazanırlar. Onları bu hastalıktan kurtarın, mutsuz olacaklarını görürsünüz. Çünkü hayatla aralarındaki tek bağ odur. Kimi insanlar da öylesine zavallı bir hayat yaşarlar ki, erdemsizliklerini erdem saymak zorunda kalmışlardır ister istemez.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Reklam
İnsan, sevgisini daima birilerine yüklemek ister. Bazen bu sevgiyle onu ezdiğini, sevilen kimsenin hayatını zehirlediğini düşünemez bile.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Her şeylerini söylemiş, konuşacak hiçbir şeyi kalmamış olanların suskunluğu ne kadar acı ve korkunçtur.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Uzun uzun, ateşten arta kalan közlere baktım. Parlak, büyük kor yığını gitgide küçüldü, küllendi, görünmez oldu. Az sonra da sadece sıcak bir koku kalmıştı ondan. Bakıyor, düşünüyordum... "Hepimiz böyleyiz işte... Hiç değilse daha parlak alevlenebilsek..."
Sayfa 85·Kitabı okudu
Şöyle uzaktan bakarsan, çok rahat bir hayat yaşandığını sanırsın. Kitaplar, eğitim... Ama yine de insanların bir koruyucusu yok.Günaha girmeleri yasaklanmış ama, günaha girmemek mümkün değil... Çünkü sokaklar bakımlı olduğu halde, insan ruhları karmakarışık. Kimse birbirini anlamıyor.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Reklam