Çocukların ilgi alanları tinsellik dışı konulara yöneliktir, düşünce
ve fikirden yoksundur. Gençler, sadece tinsel konulara ilgi duyarlar,
yetişkin insan ise, elle tutulur, bedensel, kişisel ve egoistçe
konularla ilgilenir.
Akılcı, yani "entelektüel" insanlar için aile bir doğa gücü
değildir; anne baba, kardeşler ve diğer aile üyelerinden bir kopuş
kendini gösterir. Eğer bu kişiler entelektüel, akılcı güçler olarak
"yeniden doğarlarsa", artık önceden oldukları şey değildirler kesinlikle.
İnsanın kendini ilk kez keşfetmesi, tanrısallığı, yani tekinsizliği, hayaleti, "üstün güçleri" ilk kez tanrılardan arındırması tin diye adlandırılır. Taptaze gençlik duygumuz, bu benlik duygumuz artık hiçbir şeyden etkilenmemize izin vermez. Bundan böyle dünya, gözümüzde tüm itibarını kaybetmiştir, çünkü Biz ondan üstünüz, Biz tinin ta kendisiyiz. İşte ancak o zaman, bugüne kadar dünyaya tin ile değil, sadece boş gözlerle baktığımızı anlarız.
Tanrı ve İnsanlık, davasını hiçbir şey üzerine kurmaz; yani kendinden
başka hiçbir şey üzerine. Keza ben de, tıpkı Tanrı gibi,
kendi davamı Kendim üzerine kuruyorum, çünkü Ben diğer herkes
için bir hiçim ... Ben de ne iyiyim ne de kötü. Her ikisinin
de benim için bir anlamı yoktur.
Hakikat, özgürlük, insaniyet ve hakkaniyet meseleleri de, sizin coşkuyla dolup onlara hizmet etmenizden başka bir şey ister mi? (her türlü kollektivist harekete karşı yazılmıştır)