Biraz üzüntü varsın olsun, ne fark eder ki? Daha derin uyumanı sağlar, bir çocuk gibi. Ama keder uykunu saban gibi ikiye böler, uyanıkken gününü de böler ve bu dayanılmaz bir şeydir.
Sana yazmadım çünkü içimde belli belirsiz bir his sana yazmam gereken birçok önemli şey olduğunu ama dünyadaki tüm boş zamanların bile bunu yazmak için gücümü toplamaya yetmeyeceğini söylüyordu.
Senin bakışlarınla yaşıyordum. Ayaklarım yere basmıyordu, işte en çok bundan korkuyordum. Ama tam olarak fark edemedim, kendi dünyamdan ne kadar yukarıda gezindiğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bu ne senin ne de benim için iyi bir şeydi.
“Moda nerede? Yazılarında modayı ne zaman göreceğiz? Şu ana kadar `sadece‘ Milena’yı gördük.” diye bağırıyorlar. Sadece, hâlbuki ben bu sadece için yaşıyorum.