"Benim çevremde hiç pislik yok" diyenlere sadece gülüyorum çünkü kendilerine en büyük yalanları söyleyenler onlar. Her İnsan kendisine zarar vereceğini bile bile bazı gereksiz dostları çevresinde tutmaya devam eder, peki nedir bunun sebebi? Yalnızlık korkusu ya da yıllar İçinde oturan alışkanlıklar. Hepsi olabilir; fakat bir gerçek hiç değişmez, çevrenizde asla güvenemeyeceğiniz insanları tutmaya devam edersiniz. İnsan kendine zarar vermeye alışabilir, işte bu kadar garip ve anlaşılmaz bir varlıktır.
Hem nedir insan dediğin? Neyim ben? Sen nesin? Kendime atfettiğim ne varsa onu kendininkiyle dengeleyeceksin, yoksa zaman kaybı olur beni dinlemek. Ağlayıp sızlamıyorum, bütün dünyaya ağlayıp sızlamıyorum. Kendimin Şarkısı: Sızlanmıyorum boşa geçiyor diye aylar, yerler çamur ve pislik içinde diye. Sızlanmak ve boyun eğmek hasta için ilaca sarılmaktır, tabi olmaktır umuma dört kuşak öteden. İçerde de dışarıda da takarım şapkamı canım nasıl isterse. Neden dua edecekmişim? Neden hürmet edecekmişim ve fazlasıyla nazik olacakmışım? Etraflıca inceleyip kılı kırk yardıktan, doktorlara danışıp ince hesaplar yaptıktan sonra, daha tatlı bir et bulamıyorum kendi kemiklerime yapışandan. Herkeste kendimi görüyorum, bir arpa tanesinden ne eksik ne fazla. Ve kendimden söz ederken iyi veya kötü ne diyorsam, onlar için de aynısını söylüyorum. Sapsağlam ve dayanıklıyım. Evrenin birleşen nesneleri sürekli bana akıyor; Hepsi bana yazılıyor; çözmeliyim o yazının anlamını. Biliyorum ölümsüz olduğumu, biliyorum bu benim yörüngemin üzerinden geçilmez bir marangoz pergeliyle, biliyorum geçip gitmeyeceğim bir çocuğun yanmış bir dal parçasıyla karanlıkta çizdiği kıvrımlar gibi.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Koktyos' un asıl hikayesi bu
Lisede başlarından beri anı - günlük yazarken hem kendimi görüyordum hem de dolaylı yoldan Allahımla konuşuyordum. Çoğu şikayet, isyan, söylenme, yakarış, acı, gözyaşı, ihanet vs. olduğu için
Okur Dostlarım, Hayvansever bir ailenin çocuğuydum, 1973 yılından beri evimizde sokağımızda kedi köpek eksik olmadı. Her zaman yanımızda bir can dostumuz, evlat gözüyle besleyip büyüttüğümüz kedimiz köpeğimiz oldu. hatta Dedemler zeytincilik, tütüncülük yaptıkları için atlarımızda vardı. Atları hasta olup öldüğünde evlatları ölmüş gibi çırpınışları hâlâ gözümün önüne gelir. Anlayacağınız 53 yaşında ömründe yaşlılık çağına gelmiş hayatı hayvanların içinde geçmiş bir adam olarak, Bir hayvanla nasıl evlenilir, zoofili nedir (bunu hayvan düşmanı azgın sapık güruhtan duydum daha önce bilmiyordum) aklımın ucunun köşesinden geçmedi de duymadımda. Bu Hayvan düşmanlarında ne sapıkça hayaller fantaziler varmış meğer, Şimdi devran döndüğünde Ben vatandaş Mustafa Erdinç bu hayvansever tertemiz insanlara zoofili diye iftira atan pislik azgın sapkın güruha bir yerde denk gelirsem ki (sosyal medyada bunların kim olduğu belli) suratlarına kahırıkla, balgamla tükürmez miyim?? Tükürmezsem adam değilim, adam diye gezmem sokaklarda..
Puan vermedi·400 syf.··
2026 43. kitabı
Bir annenin en büyük korkusu nedir? Evladının hastalığı mı… kaybı mı… Yoksa nerede olduğunu bilmeden yaşamak mı?
All Her FaultAndrea Mara · Bantam Press · 20212 okunma