• 79 syf.
    ·21 günde·Beğendi·8/10
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan “Ev Sahibesi” Dostoyevski’nin erken -sürgün öncesi- dönem 4 öyküsünü bir araya getiren bir derleme.

    “Ev Sahibesi” hastalıklı bir karakterin, Ordinov'un gözünden aşk, yalnızlık, sosyal hayattan soyutlanma gibi kavramlar üzerine bir uzun öykü. Hikaye, tek tutkusu bilim olan, sık sık sara nöbetleri geçirip hülyalara dalan Ordinov’un sıkıcı ve yabani hayatında aşkı keşfetmesiyle başlar. Tesadüfen kilisede karşılaştığı Katerina’nın peşinden gidecek ve kendisine yakın olmak için onun evinde bir oda tutacaktır. Hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı bu hikayede Dostoyevski, umutsuz ve antipatik bir karakterin “ben de varım” dercesine insanların gözüne batma çabasını betimler. Dostoyevski'nin ilk dönem eserlerinden birisi olan “Ev Sahibesi” döneminde Belinski tarafından acımasızca eleştirilmiştir.

    “Bay Proharçin” aksi ve son derece cimri bir adamın, 20 yıldır kiracı olarak kaldığı evde ölümü sonrası evdeki diğer 10 kiracı ve ev sahibesinin şiltenin içine saklanmış paralarını bulmasını anlatır. Bana hastalığı çöp biriktirme şeklinde kendini gösteren (dispozofobi) obsesif kompulsif bozukluğu olan kişileri hatırlattı Bay Proharçin. Aynı bu hastalar gibi, muhtemeldir ki kıtlık ve ciddi ekonomik sorunlar yaşanan bu ülkede bunca parayı harcamayıp bu tekinsiz hayatta kendince güçlü kalabilmek için biriktirmiştir.

    “Dokuz mektupluk roman” İvan Petroviç ve Petro İvaniç’in karşılıklı yazışmalarından oluşur. Ortak iş yapmaya karar vermiş ve bu amaçla biri diğerine borç vermiş iki arkadaştan biri diğerine, kendisine tavsiye ettiği Yevgeniy Nikolayiç hakkında mektupta yazamayacağı bazı sıkıntıları olduğundan bahseder ve buluşmayı talep eder. İkili yazışmalarında bir türlü anlaşıp yüz yüze görüşmeyi başaramazlar, ancak kibar başlayan üslupları gerginliğe, hakarete hatta karşılıklı kirli çamaşırların ortaya dökülmesine kadar gider. Zamandan bağımsız her dönemde yaşanan iletişim sorununu bu kısa ama son derece akıcı hikayesiyle tespit etmiş evrensel usta.

    “Polzunkov” isimli kısa öyküde ise, taşrada memur olarak görev yaparken rüşvet alırken yakaladığı Nikolaiç’e ne yapacağını düşünürken onun kurnaz tuzağına düşüp elindekinden de olan Polzunkov’un trajik ama komik hikayesini, yine karakterlerini derinlemesine işleyerek ve bize o anı yaşatarak anlatır. Sistematik rüşvete izin veren ama şiddetle de yok sayan Çarlık Rusya’sında yazarın bu tarz hikayelerinin sonraları başına nasıl dertler açtığını ve kurşuna dizilmekten son anda kurtulduğunu biliyoruz. Hikayede dediği gibi “eğer taşrada hizmet etme şansı yakalamışsanız, elinizi memleketinizin ocağında ısıtmayın.”
  • 159 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Ev Sahibesi, Dostoyevski kronolojisine üçüncü sıradan yerleşen bir novella. Türkiye İş Bankası Yayınları'nda o dönem yazdığı üç kısa öyküye de yer verilmiş. Aynı yayınevinin Puşkin ve Gogol'un tek tek yayımlanacak kadar önemli öykülerini bile tek kitapta vermesine zaman zaman kızsam bile bu sefer oldukça isabetli bir karar olduğu kanısındayım. Sadece diğer üç öykünün olduğu bir kitaba, Dostoyevski'nin elinden çıkmasına rağmen maddiyat ve zaman anlamında harcanacak pek bir şey olmadığı kanaatindeyim. Çünkü Dostoyevski'ye dair neredeyse hiçbir şey bulunamayacak bir kitap olurdu o kitap.


    İnsancıklar, halk tarafından çoğunlukla beğenilmeyen bir roman olsa bile eleştirmenlerin beğenisini kazanmış bir romandı. Öteki'nin okurların yanı sıra eleştirmenlerin de büyük hışmına uğraması sonrası, halkın ilgisini kaybettiğini fark eden Dostoyevski acilen yeni eserler üretmek ve halkın sevgisini tekrar kazanmak amacıyla kolları sıvar. Bu kitapta bulunan 'Bay Proharçin' ve 'Dokuz Mektupluk Roman' öyküleri 'Ev Sahibesi'nden önce, 'Polzunkov' ise sonrasında yazdığı kısa öykülerdir.


    Bay Proharçin'de oldukça cimri bir memurun, yaşadığı dairede bulunan diğer karakterlerle etkileşimlerini okuyoruz. Karakterin ölmesi ve yastığının içinden neredeyse bir servet çıkması sonrasında yaşananlar hikayenin yükseliyor denebilecek tek noktası. İnsancıklar'ı oradan oraya süründüren Sansür ise Bay Proharçin'e o kadar hızlı ve sert bir darbe vuruyor ki Dostoyevski bile şaşırıyor. Kardeşine yazdığı mektuplardan bir kısım:

    "Proharçin'in kimi yerleri kıyasıya değiştirildi. Bu beyler "memur" sözcüğünü yasakladılar, nedenini Tanrı bilir!.. Canlı olan her şey öldürüldü. Benim yaptığımdan yalnız bir iskelet kaldı."


    Dokuz Mektupluk Roman adından anlaşılacağı gibi iki kişi arasındaki toplam dokuz mektuptan oluşan bir öykü. Başlangıçta ılımlı şekilde başlayan mektuplaşmalar, üçkağıtçı tarafın diğer tarafın parasını iç etmesi ve "teyzem öldü, karım hastalandı, çocuk evde taş yiyor" gibi türlü bahanelerle sürekli yüz yüze görüşmeden kaçması sebebiyle sertleşen mektuplarla devam ediyor. Dostoyevski'nin seviyesini geçtim, sıradan bir yazar için bile kötü bir öykü. Dostoyevski gibi bir dehanın bunu hangi kafayla ve ne durumda yazdığını cidden merak ediyorum. Stres ya da endişe gibi durumlarla bir ilgisi olduğunu da sanmıyorum. Adamın neredeyse tüm hayatı bunlardan ibaret. Olgunluk ve ustalık eserlerini güllük gülistanlık durumlardan ziyade çok daha zor şartlar altında yazmıştır.


    Ev Sahibesi'nin yayımlanmasından bir yıl sonra kaleme aldığı, bir kumpanyada çalışan Polzunkov'un, memur olduğu zamanlarla ilgili bir olayı ve yaptığı 1 Nisan şakasının hayatını nasıl değiştirdiğini kumpanyaya gelen bir gruba anlatması hakkında bir öykü olan Polzunkov ise üç öykü arasında en sevdiğim oldu.


    Bay Proharçin ve Dokuz Mektupluk Roman'ın eleştirmenler tarafından yerin dibine sokulmasıyla birlikte iyice endişeye kapılan Dostoyevski iki kısa öykü daha kaleme alıyor. Ancak bir süre sonra kardeşine yazdığı mektuplarda "ortaya yeni bir şey koymuyorum," diyerek yeni yazdığı öykülerin yayımlanmayacağını bildiriyor. Yayımlanan öyküleri baz alırsak bir okur olarak edebi anlamda çok büyük bir kayıp yaşadığımızı düşünmüyorum şahsen. Daha sonra yine kardeşine yazdığı bir mektupta, yakında Netoçka Nezvanova'yı okuyabileceğini ve İnsancıklar'dan daha üstün olacağını şimdiden belli eden Ev Sahibesi'ni yazdığını haber veriyor. Netoçka Nezvanova romanı Ev Sahibesi'nden ancak 2 yıl sonra yayımlanıyor. Ev Sahibesi novellası da bırakın İnsancıklar'ı, Öteki'nin bile çok çok altında kalan bir kitap oluyor.


    Bilim aşığı olan ve sosyal hayattan kopuk biri olarak yaşayan Ordinov, oturduğu evden çıkmak zorunda kalması sonrası Petersburg sokaklarında ev ararken, bir kilisede, yaşlı bir adam ve oldukça güzel bir kadınla karşılaşır. Daha sonra ikilinin oturdukları evi bulan ve bu güzel kadının aşkıyla yanan Ordinov oturdukları evin bir odasını kiralar. Kapıcı sayesinde Murin adındaki yaşlı adamın bir büyücü olduğu söylentilerini duyar ve Ordinov'un hastalanması neticesinde kitapta birçok soru işaretiyle karşı karşıya kalırız. Tek emin olabildiğimiz durum Ordinov'un Katerina'ya olan aşkıdır. Olaylar gerçekten yaşanıyor mu yoksa Ordinov'un hasta yatağında gördüğü sanrıları mı okuyoruz? Net bir şey yok. Novella 'ee yani?' denecek bir şekilde sona eriyor. İlk iki kitabında olduğu gibi Dostoyevski yine kendisini anlatıyor Ev Sahibesi'nde aslında. Dostoyevski, İnsancıklar sonrası Belinski ve Nekrassov'un yüksek çevrelerde sürekli kendisini övmesi ve katıldığı davetlerde gördüğü ilginin had safhada olduğu dönemlerde Panayev evinden de davet alır ve Panayev'in eşine delicesine aşık olur. Dostoyevski, Ordinov karakterinde kendisini anlatır. Katerina karakterinde ise Bayan Panayev'i. Doğal olarak Dostoyevski'nin duyduğu aşkın sonu Ordinov karakterine benzer bir şekilde biter.


    Dostoyevski ilk iki kitabında olduğu gibi üçüncü kitabında da Puşkin'i övmekten geri durmuyor. Ama İnsancıklar'da Palto'dan, Öteki kitabında ise Burun'dan esinlenmesi gibi Ev Sahibesi de yine Gogol'un Korkunç İntikam adlı öyküsünden esinlenme. Daha önce okumadığım bir Gogol öyküsüydü. Merak eden varsa sekiz öyküden oluşan 'Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları' kitabında bu öyküyü bulabilir. Ev Sahibesi'ne inceleme yazmadan önce o kitabı da araya sıkıştırdım. Dostoyevski sayesinde Gogol'un tüm kitaplarını da bitireceğim sanırım bu vesileyle. Korkunç İntikam'da bir Kazak beyi ve güzeller güzeli karısının hikayesi anlatılıyor. Kadının babası olan yaşlı büyücü ise kızını kendine istemekte ve kızını rüyalar ve sanrılarla büyülemektedir. Benzerlikler bununla da sınırlı değil. Güzelliği ile ünlü kadın karakterin adı, evet, Katerina. Acaba Dostoyevski, İnsancıklar'ı yazdık paltoyu giydirdiniz, Öteki'yi yazdık burnumdan getirdiniz, diyerek inadına mı kadın karakterin adını bile değiştirmedi diye sordurdu bana.


    Hem ilk iki kitabına hem de kürek cezası sonrası okuduğum eserlerine bakarak sanırım Dostoyevski külliyatının en zayıf halkasını okuduğumu düşünüyorum. Henüz okumadığım eserlerinde daha aşağı seviyede bir kitaba rastlarsam düzeltirim incelemenin bu kısmını.

    İyi okumalar.
  • 159 syf.
    ·6 günde·5/10
    132.kitabım
    #okudumbitti
    #fyodormihaylovicdostoyevski #evsahibesi #hasanaliyücelklasikleri
    ️Ev Sahibesi
    Bay Proharçin
    Dokuz Mektupluk Roman
    Polzunkov
    Kitap dört hikayeden oluşuyor.
    Gerçekle hayal arasında gidip gelen bir aşk hikayesi, yalan ve hırsızlıktan yatağa düşen bir adamın hikayesi, birbiriyle buluşamayıp mektup yazışmalarından oluşan hikaye ve 1 Nisan şakasının başa açtığı beladan bahseden hikayeden bahsediyor.
    Kitaptan bazı alıntılar;
    Kafayı geçmişe takmak insana acı verir.Geçmişte yaşananlar içilmiş içki gibidir. Mutluluğu geçmişte aramanın ne anlamı var? Kaftan eskimişse, çıkar at.
    Hiçbir güç güzelliğe karşı koyamaz.Demirden bir kalp bile orta yerinden çatlayıverir.
    Özgürlük, akılsız yüreğe göre değildir.
    Anavatanımızın dumanı bile bize tatlı ve hoş gelir.
  • 159 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Bu kısa bir o kadarda hoş romanda " Dostoyevski " nin başrollerde ki kişilere mahsus bir üslup ve güzelliğiyle bizlere hasta ruhlu kişilerin hayatlarından, gerçekle rüya arasındaki unutulmaz sahneleri anlatmakta.. Özellikle de son hikayesinde ki Polzunkov karakterinin hikayesi kitabı kahkaha atarak bitirmenizi sağlıyor :))
    Oldukça çarpıcı ve akıcı olan bu eseri eminim soluksuz okuyacaksınızdır.
    Her Dostoyevski eserini okuduktan sonra, tabii yazara olan hayranlığımında etkisinden olacak ki epey etkileniyorum.. İyi ki yazmışsın..
  • — Beyler, ister inanın ister inanmayın, ben hiç rüşvet almadım. –Polzunkov, şüpheli gözlerle kalabalığa bakıyordu.

    Şiddetli ve oldukça uzun süren bir kahkaha tufanı Polzunkov’un konuşmasını bastırdı.

    — Beyler, gerçekten almadım...
    Dostoyevski
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / E-pub
  • "Anavatanımızın dumanı bile bize tatlı ve hoş gelir!"
    Polzunkov (Hikaye) s.5 - Dostoyevski