Modern Türk edebiyatında gençlik, gizem ve gerilim türünün en popüler, üretken ve milyonları peşinden sürükleyen dahi kalemi Beyza Alkoç’un bir fenomene dönüşen anıtsal eseri "Karantina: Mahşerin Dört Atlisinin Hikayesi", klostrofobik bir kaosun göbeğinde filizlenen dostluğu, aşkı ve hayatta kalma mücadelesini odağına alan sarsıcı bir psikolojik gerilim ve gençlik başyapıttır. Roman; salgın bir hastalık şüphesiyle dış dünyaya tamamen kapatılan ve karantina altına alınan tekinsiz bir lisede, kendilerini aniden bir cinayetin ve karanlık sırların tam ortasında bulan Zeynep, Onur, Burak ve Mert’in o soluk soluğa macerasını merkezine alır. Beyza Alkoç; okulun o kasvetli, ölüm kokan koridorlarının paralelinde, karakterlerin geçmişten taşıdıkları ruhsal yaraları, ailevi travmaları ve sistemin acımasızlığını kurguya dâhice entegre eder. Yazar; kendilerine "Mahşerin Dört Atlısı" adını veren bu dört gencin, birbirlerine duydukları sarsılmaz güveni, sadakati ve adaleti kendi başlarına arama kararlılıklarını cerrah titizliğiyle deşer. Alkoç’un o son derece dinamik, ritmi ve merak unsurunu bir an bile düşürmeyen, gençlik psikolojisinin en kırılgan katmanlarını fısıldayan görkemli dili; bu eseri basit bir gençlik gerilimi olmaktan çıkarıp, insanın en zor şartlarda bile güvenebileceği bir omuz arayışını, dostluğun o iyileştirici gücünü ve adaletsiz bir dünyayla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.