Poseidonts

Poseidonts
@poseidonts
Publıc Relatıons and Advertısıng
İletişim~Lisans
İzmir, 8 Haziran
56 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Tabiatın verdiği bir kötülük değil ama; bitmeyen ihtiyaçların getirdiği bir meşumluk. İnsanlar ruhlarında kötü değiller, alçak değildiler, rezil değildiler ama eziliyorlardı. Yokluklar, zorlu çalışma, kendilerine karşı genel kayıtsızlık ve horgörü, onlara işkence ediyordu. Ruhları kötülükle doluyordu ve bu kötülüğü, kendilerinden zayıf herkesin karşısında ortaya çıkarmaya hazırdılar.
Sayfa 138·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Bana kalırsa, yeryüzündeki insanların çoğunluğu yamyamlık aşamasından çıkabilmiş değil hala; yalnız başka türlü yiyorlar insanları.
Sayfa 110·Kitabı okudu
1000Kitap
Gazeteler ve kitaplar, ulusun anlayamayacağı bilgece bir dille konuşuyor. Eski yunanlarda bilge Sokrat, halk kalabalıklarıyla meydanlarda yüksek hakikat ve hayatın güzelliği üzerine yıllar yılı sohbet etmişti. Peki bizde nerede, böylesi eğitmenleri ulusun?
Sayfa 99·Kitabı okudu
1000Kitap
Zavallı ödlekler, ihtiyaçlarının tutsakları
Sayfa 89·Kitabı okudu
1000Kitap
Lev Tolstoy güzel söylemiştir bu mevzuda: ‘Hayattaki ağır ‘keşmekeş’in başlıca nedenlerinden birisi, herkesin hayatta kendine ‘ iyi bir yer edinmek’ istediği halde kimsenin bizatihi hayatı ‘kurmak’ istememesidir.’ Herkes hayattan bir şeyler almak ister ama kimse ona bir şeyler vermeyi düşünmez. Böylece egoistler, soyguncular, sömürücüler, asalaklar olarak atılırlar hayata. Hayatın anlamını bu asalaklıkta görürler. Ve aile içinde geçirdikleri onca yıl boyunca çocuklarına da aşılarlar bu ‘bilgeliği’. Kim aşılar? Ana-babalar! Çocuklar ve gençlik, bencil kimseler olarak büyür, bir tek kendilerini severler; zayıf ve acınası ruhlara sahip kimseler olarak. Tembel. Safahat düşkünü. Şehevi. Hovarda. Nihayetinde ne bir kimseye, ne de bir şeye; ne vatana, ne insanlara, ne emeğe, ne büyük ideallere, ne ana-babalarına ve ne de kendilerine karşı sevgi de, saygı da duymazlar. Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Neyi pişirirseniz, onu yersiniz. Yaban otlarının: Isırganların ve deve dikenlerinin bittiği ıssız bir bozkıra çevirip bırakıyorsunuz çocukların aklını ve ruhunu. Analar ve babalar, çocukları böyle: eğitimsiz, akılları ve yürekleri zekaca ve sevgice gelişmemiş halde bırakmayın artık. Ahlaksızca bir iş bu, bir suç. Sadece sizin şahsi aile meseleniz de değil. Sosyal, ulusal, devletsel bir mesele. Dilediğiniz gibi anayasalar, seçme ve seçilme hakları hazırlayın, en liberal kanunları yazın, sosyalizmin ya da komünizmin mucizevi gücüne inanın, ama eğer yüz binlerce çocuğumuz önemsiz, anlamsız kimseler olarak adım atıyorlarsa hayata, her tür parlamentoda sefil, zavallı, çirkin kalır hayatımız. Memurlar özensiz olur. Bakanlar siyasi yalancılar olur. Milletvekilleri, ulusun hesabından karaborsacılık yaparlar. Okullar, yeni nesillerin aklını ve yüreğini kurutan yerler olup çıkar. Basın ise
Sayfa 77·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam