Poseidonts

Poseidonts
@poseidonts
Publıc Relatıons and Advertısıng
İletişim~Lisans
İzmir, 8 Haziran
56 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
-Hayır, hayatı derinlemesine anlama, acıyı küçümseme ve diğer konularda neden kendini yetkin gördüğünüzü bilmek isterim. Yoksa zamanında siz de mi acı çektiniz? Acının ne olduğuna dair bir fikriniz var mı? Şunu sormama müsaade edin: çocukken hiç dayak yediniz mi;? -Hayır, ailem bedensel cezalardan nefret ederdi. -Benim babam ise acımadan kırbaçlardı beni. Sert yapılı, uzun burunlu, sarı boyunlu, hemoroiti olan bir memurdu. Ancak şimdi sizden konuşalım. Bütün ömrünüz boyunca kimse size parmağını değdirmedi, sizi korkutmadı, dövmedi; bir öküz kadar sağlıklısınız. Babanızın kanatları altında büyüdünüz, onun parasıyla öğrenim gördünüz, çok beklemeden de tasası az kazancı bol işiniz kaptınız. Yirmi yıldan fazla süredir ısıtması, aydınlatması, hizmetçisi olan bedava bir lojmanda oturuyorsunuz. İşinize geldiği kadar çalışma hakkına sahipsiniz. Üstelik hiç çalışmasanız da olur. Yaradılıştan tembel ve gevşek bir insansınız, bu yüzden hiçbir şeyin sizi rahatsız etmeyeceği ve yerinizden oynatmayacağı biçimde hayatınızı şekillendirmeye çabaladınız. İşleri sağlık memuruna ve diğer güruha devrettiniz; sıcacık ve rahat köşenizde oturup para biriktirdiniz, kitap okudunuz ve her türlü yüce saçmalıklar hakkındaki düşüncelerinizle –İvan Dmitriç, doktorun kırmızı burnuna baktı-ve içkiyle kendinizi avuttunuz. Kısacası, siz hayatı görmediniz, onu zerrece tanımıyorsunuz. Gerçeklikle tanışıklığınız ise yalnızca teoriden ibaret. Acıyı küçümsemenizin, hiçbir şeye şaşırmamanızın sebebi ise çok basit: içte ve dışta her şeyin beyhude oluşu, hayatı, acıyı ve ölümü küçümseme, hayatı derinlemesine anlama gayreti, gerçek mutluluk… bütün bunlar Rus temellerine özgü bir felsefedir. Mesela, bir köylünün karısını nasıl dövdüğünü görüyorsunuz. Neden araya giresiniz ki? Bırakın dövsün, er ya da geç ikisi de
Sayfa 40·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
-Parodisini yaptığınız stoacılar muazzam insanlardı, ama öğretileri daha iki bin yıl önce donmuş, bir damla ileriye gidememişti. Pratik ve geçerli olmadığı için ilerleyemezdi de. Bu öğreti sadece, her türlü öğretinin tadına vararak ve üzerlerinde kafa patlatarak ömür tüketen küçük bir kesimde başarı yakalamıştı. İnsanların büyük bir çoğunluğu bu öğretiyi anlamamıştı bile. Zenginliğe, hayatı sağladığı rahatlıklara kayıtsızlığı, acıyı ve ölümü küçümsemeyi vaaz eden bu öğreti, büyük çoğunluk için tamamen anlaşılmazdı, çünkü bu çoğunluk ne zenginliği ne de hayatın sağladığı rahatlıkları tatmıştı. Acıyı küçümsemek onlar için hayatı küçümsemek anlamına geliyordu. Onlara göre insanın bütün varlığı açlığı, soğuğu, hakareti, yokluğu hissetmek ve ölüm karşısında Hamlet gibi korku duymaktan ibaretti. Bütün bir hayat bu duygulardadır. Hayatın yükü altında ezilebilir, ondan nefret edebilirsiniz, ama onu küçümseyemezsiniz. Evet, tekrar ediyorum, stoacıların öğretisinin hiçbir zaman bir geleceği olamaz. Gördüğünüz gibi yüzyılın başlangıcından günümüze mücadele, acıya karşı duyarlık, uyarılara karşı tepki verebilme kabiliyeti gelişimini sürdürüyor.
Sayfa 38·Kitabı okudu
1000Kitap
-Tek bildiğim, Tanrı’nın beni sıcak kandan ve sinirlerden yarattığı. Evet! Bir organik doku eğer canlıysa her türlü uyarıya karşı tepki vermelidir. Benim yaptığım da işte budur! Acıya karşı bağırarak, gözyaşlarımla cevap veririm. Yapılan alçaklıklara öfkeyle, iğrençliklere ise tiksinti duyarak tepki gösteririm. Bana göre bu, hayatın ta kendisidir. Bir canlı ne kadar basitse o kadar az duyarlıdır ve uyarılara karşı daha zayıf karşılık verir. Ne kadar gelişmişse, gerçekliğe karşı daha fazla duyarlıdır ve daha enerjik bir biçimde tepki verir. Bunu nasıl bilmezsiniz? Doktorsunuz ama böyle temel şeylerden haberiniz yok! Acıyı küçümseyebilmek, her daim memnun olmak ve hiçbir şeye şaşırmamak için işte tam da şu aşamaya gelmek(İvan Dmitriç şişman, yağ küpüne dönmüş köylüyü işaret etti) ya da her türlü duyarlığı yitirmek için sonuna kadar acıyla yoğrulmak, başka bir deyişle, artık yaşamamak gerekir.
Sayfa 38·Kitabı okudu
1000Kitap
-Hayır. Diğer acılar gibi soğuğu da hissetmemek mümkün. Marcus Aurelius, ‘’Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir,’’ demiştir. Gerçekten de öyle. Bir bilgin ya da sadece düşünen, kafası çalışan bir kimse, diğerlerinden tam da acıyı küçümsemesiyle ayrılır. Bu kişi her zaman halinden memnundur ve hiçbir şeye şaşırmaz. -Demek ki ben acı çektiğim, memnun olmadığım insanların alçaklıklarına şaşırdığım için aptalım.
Sayfa 37·Kitabı okudu
1000Kitap
İnsanın huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
1000Kitap