irem

9/10
·416 syf.··
2026 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 16:17
kitap yavaş ilerliyor. kitabı almadan önce yorumlarını okumak isteyenler için ilk bunu söylemek istiyorum. ikinci söylemek istediğim şey ise, neden kitabın etiketlerinde romantizm yok? vasya ve morozko arasındaki ilişkiye o kadar yoğunlaşılmamıştı, hatta ana konuya gelmesi ve ikisinin düzgün bir şekilde tanışması 22. bölümü buldu ama yine de ortada bir romantizm olduğunu inkar edemeyiz, ki ben buna bayılırım. kitap vasyanın doğumuyla başlıyor, ya da doğmadan kısa bir süre öncesi de olabilir. maalesef pek hatırlayamıyorum o kısmı. yukarıda da söylediğim gibi sinopsisteki konuya gelmesi 22 bölüm sürüyor, 300. sayfa civarlarında. bu durum bazı kişileri sıkabilir. beni de kitaba ilk başladığımda sıkmıştı, hemen ana konuya gelmek istiyordum ama okudukça aslında ana konunun, yani bir kış gecesinde yaşanan o olayların neden öyle olduğunu, alınan küçük kararların birer birer o olayı nasıl doğurduğunu ve tek bir gereksiz olay dahi okumadığımızı anladım. kitabın dili çok güzel. okurken size psikolojik bir tatmin verecek kadar süslü ama rus kültüründen pek çok kelime barındırmasına karşın sizi boğmayacak kadar da basit. gerçekten masal gibi geldi bana. bu tür anlatımlara nedense kıvrak demek istiyorum. vasya... bilenler için savage daughter şarkısından oluşan bir karakter gibi. bilmeyenler için de öneririm bu şarkıyı. hem güçlü ve gururlu hem de bu güç ve gururunu egosuyla sarmamış, güçsüz olması gereken anlarını yaşayabiliyor. kitapta sevmediğim tek karakter vardı ve bence bunda kitabı okuyan herkes hemfikirdir. anna (kötü kadın müzeyyen) klasik haşin, sert, kötü kalpli üvey anne tiplemesi ama hikaye içinde hiç sırıtmadı ve bu kötülüğünün motivasyonu beni ikna etti. yine de sevmiyorum. daha çok uzatabilirim bu incelemeyi. belki seriyi bitirince daha uzununu yazarım, belki de
Bir Kış Gecesi Masalı 1Katherine Arden · Ephesus Yayınları · 2021904 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
kötü çevirili amerikan dublaj diyalogları ve nicesi
adora yağmur'un varislerin oyunu ve acıların hükümdarı (yarım) kitaplarını okumuştum. o seriyi tamamlamamıştım çünkü yazım dilini hiç beğenmemiştim. yazarların kalemlerinin de tıpkı kitapta yaşananlar gibi bana bir şey hissettirmesini beklerim ve eğer bu 'kalem' bana olumsuz duygular hissettirirse konu her ne kadar iyi olursa olsun o kitaptan soğurum. bu sebepten ötürü yağmur'un wisteria serisini hiç bitirmedim ve zirve ötesine de hiç başlamadım, ta ki külden reverans çıkana dek. külden reverans alarak seriye sonundan bir giriş yaptım çünkü kitabın bale teması olması beni hassas bir noktamdan vurdu. yukarda da adora yağmurun yazımına dair düşüncemi az çok belirttim ve bu kitabı alırken bundan ötürü çekiniyordum. yine de en son okuduğum kitabının üstüne birçok kitap çıkardığı için belki de önyargılıyımdır diye düşündüm ve kitaba şans vermek istedim. bu incelemeye böyle bir giriş yaptığıma göre belli ki düşüncelerim bir önyargıdan ibaret değilmiş. külden reverans özelindeki duygularımdan önce çok kısa bir şekilde serinin tamamına dair bir düşüncemi söylemek istiyorum: bu isimler nedir allah aşkına? hayatımda okuduğum en beni kendinden iten isimler bunlar. zirve ötesi de ne? özel fitnat koleji koysa daha az yapmacık durur. karza, tamay, akay? bunlar ne böyle, 2026 en güzel ve en modern bebek isimleri listesi mi? yağmurun bu seriye ilk başlarkenki düşüncesinin tamamen klişelerden oluşan bir kitap yazmak olduğunu biliyorum -her ne kadar desteklemediğim bir amaç olsa da- ama yine bunlar ne böyle? klişe kitaplar yanında kötü isimlerle beraber set halinde mi geliyor? klişe isim ve kötü isim aynı şey değildir. kitaptaki diyaloglar amerikan dublaj + kötü çeviri türkçesi gibi. kitabı elime aldığım ilk anlardan itibaren beni biraz itti bu durum. "güz, bu herkes. herkes, bu güz"
Külden ReveransAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025310 okunma
nerede miyim? isyanlardayım!
kitabın henüz 242. sayfasındayım. bunları ve genel düşüncemi toplu bir şekilde söylemek için kitabı bitirmeyi bekliyordum ama dayanamıyorum ilk kitabı okurken içim o kadar yumuş yumuş olmuştu ki 24 saatten kısa bir sürede bitirdim. 2. bir kitap olduğundan ilk kitabın sonunda yaşanan olayın kötü sonuçlanmayacağını da biliyordum ama yine de 2. kitabı da alıp hikayeyi tamamlamak istedim. keşke istemeseydim. 2. kitabı sanki farklı bir yazar yazmış gibi. tam olarak adlandıramadığım ama hiç haz etmediğim farklılıklar var. sanki yazar önce ikinci kitabı yazmış, toyluk zamanına denk gelmiş, sonra ilk kitabı daha deneyimli bir şekilde yazmış gibi. ikinci kitapta beste 18 yaşına giriyor. biraz daha olgun olmasını beklersiniz değil mi? hayır, olmuyor. bestenin kurduğu (yazarın kurduğu) 10 cümleden 6sı sosyal medya tabirleri veya esprilerinden ibaret. diyeceksiniz ki beste ergenlik çağında bir kız, olabilir? eğer ilk kitapta da bunlar olsaydı size hak verirdim ama yoklar. yazar istisnasız her karakteri ergen gibi yazmış. bestenin makbule halasını görüyoruz, ergen. bestenin babasını görüyoruz, sonere ergen ergen cevaplar veriyor. mağazada berk besteye ergen ergen sarkıyor, üstüne sonerin (kitapta en sevdiğim ve karakterini oturmuş ve olgun bulduğum karakter) tepkisi de ergen ergen oluyor. yazar resmen geriye gitmiş. ilk kitap gerçekten böyle değildi dostlar. gerek diyaloglar olsun gerek karakterlerin tepkisi olsun bununla alakasızdı. yok yani ben zor dayanıyorum. sırf ilk kitabı çok sevdiğim için hikayeyi bitirmek istiyorum ve buna katlanıyorum. yanlış anlaşılmaları en aza indirgemek için söylüyorum, bahsettiğim ergen tabiri ile ergenlik çağındaki bir genç gibi davranmak aynı şey değil. ilk kitaptaki davranışlar ergenlik çağındaki gençlerin davranışlarıydı. bundakiler ise ergen
İzler Kalır 2Sude B. · Pukka Yayınları · 2025932 okunma
çok farklı ve özel ana kızımız
öncelikle kitabı yarım bıraktım, bunun iki sebebi var: birincisi, kitabı alırken dark romance olduğunu fark etmedim (kapağından ve benim dark romance körlüğümden), ikincisi de okumaya değer bir kitap değil bana göre. kitabı düzgün bir şekilde okumayı çok erken sayfalarda bıraktım ve bunu tetikleyen şey o ana dek ana kız harici gördüğüm 3 karakterin her birinin hikayedeki tek amacının kızın ne kadar farklı biri olduğunu vurgulamak olması ve bu durum müthiş bir şekilde beni kitaptan uzaklaştırdı. sonrasında devamını merak ettiğimden biraz sayfaları atlayarak okudum ve ana erkeğin ağzından olan bölümlere geldim. Beyinsiz demenin az bile kaldığı bir ana erkeğimiz varmış. biraz daha kitaptan uzaklaştım. bu söylediklerim beni kitaptan öylesine soğuttu ki normalde önem verdiğim ve okuma deneyimimi çok etkileyen şey olan yazım diline dikkat bile edemedim. " vıdı vıdı yapmayı ihmal etmedim" "bilmem neyi aklımın bir köşesine not ettim" "bir şey bir şeyi kendime hatırlattım" gibi klişeleşmiş tabirlerden hiç ama hiç hoşlanmam ve okuduğum anda anlık olarak kitapdan delicesine soğurum. bu kitapta beni kendinden iten o kadar çok şey vardı ki (toplasan doğru düzgün 40-50 sayfa okumuş olmama rağmen) normal şartlarda beni kendinden iten bu durumun, yazım dili durumunun, olup olmadığını fark edemedim bile. yine de yazarı veya kitabı suçlamak yerine önce kendimi suçlamalıyım. sinopsisinden bunun aslında bir dark romance olduğu anlaşılıyor. iyi yazılmış sapık karaktere sahip rahatsız edici bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm alırken. rahatsız etti evet, ama beklediğim ve istediğim şekilde değil.
Bu Nasıl Bir His?Jeneane O’Riley · Juno Kitap · 2024162 okunma
6/10
·104 syf.··
2025 72. kitabı
hafızanız benimki gibi her 3 saniyede bir sıfırlanıyorsa eğer ilk başlarda anlamanız biraz zor olabilir çünkü çok fazla isim var. not alarak okudum bir yere kadar. sonra ya alıştım ya da umursamamaya başladım emin değilim. okumaya değer. özellikle de destan okumayı seviyorsanız
Babil Yaratılış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,903 okunma