• Çocukları arasında ayrım gözetmeyen anne gibi okuduğum kitaplar arasında puanlama usulü bir farklılaştırmaya gidemiyorum. Bu, okurken onlara verdiğim emekten mi yoksa her birinin kendine has zengin içeriğinden mi kaynaklı? Bilemedim...
  • 68 syf.
    ·10/10
    2018 de okuduğum son kitap 2019a birkac saat kala bitirdim Zweig'ın duyguları böylesine içtenlikle yansıtması bir kadın zihnini böylesi tasvir etmesi beni çok şaşırttı Adeta mektubu yazan kadının konuşmasını sitemini mırıldanışlarını duyabiliyordum Karakteri tam anlamıyla yaşatmış Kitap beni inanılmaz etkiledi Hatta ilk defa inceleme yazma ve herhangi bir kitabı puanlama adına böylesi bir istek duyuyorum Stefan Zweig'ı bunca zamandır okumadigim için pişmanlık duyuyorum ve bu kitapla başladığım için oldukça mutluyum
  • 264 syf.
    ·9/10
    İçimdeki Müzik|Sharon M. Draper

    11 yaşına kadar tek bir kelime etmeyen,edemeyen. Sandalyesinden kalkıp koşamayan ki koşmayı bırakîn bir adîm bile atamayan bir kız çocuğunun hayatla daha doğrusu insanlarla olan mücadelesinin anlatıldığı kitabı görüyorsunuz foroğrafta. Evet yürüyemiyor,yemeğini kendi yiyemiyor,tuvaletini bile kendi yapamıyor ama o benden,senden daha zeki bir insan. Hafızasında tonlarca kelime,binlerce sözcük var. Hayvanlar aleminden tutun ülkelerin başkengtlerine kadar hepsi onun hafızasında. Kitabın arka kapağında fotoğrafik hafızası olduğu yazıyor. Mesela gördüğü bir yüzü yıllarca unutmayan,insanl6arın atladığı küçük detayları farkedebilen bir insan.
    Peki kim bunun farkında?Kim bu insanın bu kadar zeki olduğunu biliyor?
    Annesi?
    Babası?
    Bayan V?
    Öğretmenleri?Ve Kaynaştırma Sınıfındakiler?
    ^
    Her yaştan insanın bu kitabı okuması ve kendine ders çıkarması gerek. Bu kitaba bir puanlama yapamam. Bu tarz kitaplara puanlama yapamam çünkü kitaptan aldığım duygular yazım hatalarını,mantık hatalarını veya sıkıcılığı insana fark ettirmiyor bile. Bu yüzden bu ve bu tarz kitapları her zaman herkese tavsiye edeceğim
    Çevremizde bir çok insan var. Biri yürüyemiyor,diğeri konuşamıyor olabilir. Onlarla iletişim kurulmalıdır. Engelleri oldukları için ötekileştirmemeli,toplumun bir köşesine atılmamalıdır.
    Neredeyse herkesin bildiği klasikleşmiş bir söz vardır;
     "HEPİMİZ BİR ENGELLİ ADAYIYIZ."
    Bu söz doğru arkadaşlar.
    Birebir yaşamasam da bu sözün hayata geçmiş halini gördüm.
    Şarkı söyleyen birinin bir kaza sonucu duyamadığı ve konuşamadığı görülmüş bir olay. Veya doğuştan kulaklarında problem olması sonucu ömrü boyunca duymayan insanlar gördüm,görüyorum.(Tedavisi var fakat belirli bir yaştan sonra tedavi uygulanmıyor diye biliyorum. Çocukken başlanan tedavi sonucu duyabilen ve konuşabilen insanlar var.) Yolda,sokakta gördüğün el hareketleriyle konuşan insanlara,onlar çok değişikmiş gibi 
    bakmamalısınız,bakmamalıyım. Onları anlamasak bile trene bakar gibi bakmamalı,o insanların kendilerinden utanmalarını sağlamamalıyız.
    Bir tebessümünüz onlar için yeterli olacaktır.
  • 480 syf.
    ·15 günde·5/10
    herhangi bir kitaba başlamadan önce mutlaka puanlama ve yorumları incelerim. bu kitaba da böyle denk geldim ve ciddi bir merak ve yüksek bir beklenti ile okumaya başladım. ancak bana göre anlatım ve hikaye bayağı vasattı. çok daha iyi seri katil ve cinayet romanları okumuş biri olarak belki polisiye konusunda okumaya yeni başlayan 15-16 yaşlarında bir gence tavsiye edebileceğim bir roman. ama daha fazla etmiyor. çok fazla tekrar var ve kitabın ilk yarısı gerçekten sıkıcı. sonrası da çok hızlı çözülüyor ve her detayın tek tek çözülüp uzun uzun anlatılması kitabın büyüsünü ve sırrını bozuyor sanki. üstelik katili tahmin etmenin de kolaylığı kitabı biraz daha sıkıcı yapıyor. okumayan bir şey kaybetmez ancak şöyle hafif bir şeyler okuyayım çok da yormasın diyenlere önerilebilir belki.
    bu vesileyle puanlama konusunun bazen gereksiz abartılıp şişirilmiş bir şey olduğunu da anlamış olduk.
  • Spor teknik, kurallar, puanlama ve rekabet meselesidir, durmadan öğrenmeyi ve çalışmayı gerektirir; duruşları tanımak, doğru hareketleri bir araya getirmektir. Doğaçlama ve yetenek çok sonra gelir.
    Spor skor tutmaktır: Hangi sıralamadasın? Zamanlaman ne? Sonuç ne? Tıpkı savaşta olduğu gibi, kazanan ve kaybeden ayrımı burada da mevcuttur. Sporla savaş arasında, savaşta onura, sporda utanca dönüşen bir benzerlik bulunur: rakibe duyulan saygı, düşmana duyulan nefret.
    Spor aynı zamanda dayanıklılık kazanmanın, yılmadan denemenin ve disiplinden haz almanın öğrenilmesidir. Ahlaki bir sistem, bir iştir spor.
    Elbette maddi bir yönü de vardır; yorumlamalara, gösterilere dayalı bir pazardır. Performanslardan oluşur. Spor marka ve imaj tüketicilerinin üşüştüğü şaşaalı büyük törenlere zemin hazırlar. Para ruhları boşaltmak, tıp ise yapay bedenler inşa etmek için istila eder sporu.
    Yürümek spor değildir. Bir ayağı diğerinin önüne atmak çocuk işidir. Yürüyenler karşılaştığında ne bir sıralama vardır ne de puanlama. Yürüyen hangi yoldan geldiğini, en güzel manzaranın hangi patikadan görüldüğünü, görüşün hangi noktada daha iyi olduğundan bahseder.
    Buna rağmen bir aksesuar piyasası yaratmaktan geri kalınmamıştır: devrim niteliğinde ayakkabılar, inanılmaz çoraplar,
    müthiş sağlam pantolonlar... Alttan alta sporcu ruhu da işe dahil edilir: Yürümüyoruz artık, “trekking yapıyoruz”. Yürüyenleri kayakçı özentisi gibi gösteren ince değnekler bile satılmaktadır. Ama bu iş çok yürümez. Yürümemelidir de.
    Ağırdan almak adına şimdiye dek yürümekten daha iyi bir şey bulunamamıştır. Yürümek için iki bacağınızın olması yeter-lidir. Gerisi fasa fisodur. Hızlanmak mı istiyorsunuz? O hâlde yürümeyin, başka bir şey yapın; tekerleklileri kullanın, kayın, uçun! Yürümeyin. Ve unutmayın, yürürken takdire şayan tek şey gökyüzünün parlaklığı, manzaranın görkemidir. Yürümek spor değildir.
    Bir kez ayakları üstünde dikildi mi, olduğu yerde kalamaz insan.
  • 128 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Okuduğum bütün kitaplara puan veririm, ileride baktığımda kitap ile ilgili bir fikrim olsun diye.
    Bu kitaba vermedim, veremedim.
    Bu kitap puanlama sisteminin çok üstünde bir kitap.

    Sen sadece 'a' ya da 'b' yazsan bile ben beğenirim -ki sen 128 sayfa kitap yazmışsın, nasıl hayran olmam!?
    Nasıl takdir etmem, nasıl beğenmem ki!?

    Çok güçlüsün sen Rukiye, yeri geliyor ben
    %0 engelimle savaşmaktan yılıyorum, ayakta durmakta zorlanıyorum. Senin hikayen bir çok kadın için ilham kaynağı olmalı.
    Hikayen hep aklımda olacak, senden güç alacağım.

    Maya Angelou şöyle demiş: "Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.”

    İşte sen de, tüm kadınlar için mücadele ne demek, yılmamak ne demek sadece ve sadece tek parmağınla bize gösterdin.

    Sana acımak mı?
    Sana hayranım!
    Sen bir örneksin.
    Başarın inanılmaz.
    Bu yazdıklarımı okuyacak olursan şayet; binlerce kez teşekkürler sana.