Diğerinin ayrılığını algılayamamanın en aşırı biçimine narsisizm denir. Narsis bireyler, duygusal düzeyde, çocuklarını, eşlerini ya da arkadaşlarını kendilerinden ayrı olarak algılayamazlar.
Sevginizden ruhsal olarak tekamül ederek yararlanamayan birini sevmeye kalkışmak enerjinizi boşa harcamak, tohumunuzu çorak toprağa atmaktır.
Gerçek sevgi çok değerlidir ve gerçekten sevebilenler sevgilerinin, öz-disiplin yoluyla en verimli biçimde odaklanması gerektiğini bilirler.
Karı-kocanın birbirinin en iyi eleştirmeni olmadığı hiçbir evlilik gerçekten başarılı sayılamaz.
Aynı şey arkadaşlık için de geçerlidir. Arkadaşlığın çatışmasız bir ilişki olması, sadece karşılıklı iyiliklere ve iltifatlara dayanan bir "sen benim sırtımı kaşı, ben de seninkini kaşıyayım" anlaşması olması gerektiği yönünde bir geleneksel kavram vardır. Bunlar yüzeysel ve yakınlıktan-kaçınan ilişkilerdir ve arkadaşlık ismini hak etmezler.
Gerçekten sevecen bir kişiye karşısındakini eleştirmek ya
da onu "hatasıyla" yüzleştirmek zor gelir; böyle bir kişi bu davranışın büyük bir kibir potansiyeli içerdiğini bilir.
Çoğu insanın anlamlı bir yaşlılık geçirmeyi garantiye alabilmek için
sahip olduğu en iyi fırsat, çocuklarından bir şeyler öğrenmektir.
Ne yazık ki çoğu bu fırsatı kullanmaz.