Gerçek, yaşamın manasız olduğuydu. Sanki yaşayacağım kadar yaşamış, gideceğim kadar gitmiş, bir uçurumun kıyısına gelmiştim ve daha ötede ölümden başka bir şey olmadığını apaçık görmüştüm.
Onlar için din, günlük hayattaki çeşitli amaçlarına ulaşmak açısından sadece bir araç olduğundan buna inanç denilemez, bu yüzden de bu insanlar en köklü inançsızlardır.
İvan İlyiç onca insanın yaşadığı şu koca kentte, onca eş dost arasında ve onca aile üyesiyle birlikteyken, ne denizlerin dibinde, ne de toprağın binlerce metre altında bir benzeri daha bulunamayacak korkunç bir yalnızlıkla yüzü divanın arkalığına dönük yatarken, yalnızca geçmişin hayaliyle yaşıyordu.