Arkadaşlarının huzursuzluğuna rağmen, otuz olmayı seveceğini biliyordu, tam da onların nefret ettiği sebepten: Otuz artık inkâr edilemeyecek bir olgunluk yaşıydı.
Böyle anlarda, zamanında acıyarak baktığı arkadaşlarına gıpta ediyordu; kimsenin onlardan hiçbir beklentisi yok, sıradan aileleri var (veya hiç yok), hayatlarını sadece kendi isteklerine göre yönlendiriyorlar diye.