ve asla geçmeyen bir kalp ağrısıyla
daima yaşamak zorunda kalabiliyormuş insan.
çocukken kurulan hayallerin seraptan başka bir şey olmadığıyla yüzleşiyor sonra.
ve kederle sonra, ve bir de kalbi asit gibi yakan gözyaşıyla.
yorgun düşen vücudu serotonin salgılamayı unutur hale geldiğinde,
hayatta bulamadığı mutluluğu,
asla içmem dediği uyuşturucularda bulabiliyormuş.