Pişmanlıklar...Keşkeler... Hayal edilenler ve hayal kırıklıkları...
Nora Seed. Ailesini ve ardından köpeğini kaybetmesinden, çok sevdiği işinden kovulmasından, abisinin onu terk etmesinden ve bu gibi hayatında yolunda gitmeyen olaylardan dolayı intiharı bir kurtuluş yolu olarak düşünüp hayatına son vermek isteyen; aniden kendisini ölüm ve yaşam arasında bir kütüphanede bulan bir genç kız.
Nora bu yola, sonunun ölüm olduğunu düşünerek koyuldu. Peki ya Nora ölmeyi mi seçecek yoksa gerçeklerle yüzleşip hayata devam etmeyi mi?
Ben bu kitabı aylar önce okumuştum. Bugün ise kitaplığımdan rastgele bu kitabı elime aldığımda, uygulamadaki ilk incelememi bu kitapla yazayım dedim. İlk olduğu için biraz kısa olabilir :)
Şahsen benim çok beğendiğim kitaplardan birisi. Geçen senelerde çok popülerdi ve ben de bu vesileyle merak edip alıp okudum. Fazla abartılacak bir yönü yok ama gerek konusu olsun gerek vermek istediği dersler olsun hoşuma gitti.
Hayatta herşey her zaman istediğimiz gibi ilerlemez. Bazen yaşamak için sadece durumu kabullenmek gerekir. Hayatımızı değiştiremeyiz ama hayatımıza bakış açımızı değiştirebiliriz. Ki zaten bakış açımızı ve düşüncelerimizi değiştirince hayatımız da değişecektir. Bütün bu hayallerimiz, umutlarımız, kırgınlıklarımız, pişmanlıklarımız kısaca yaşadığımız her bir an bizi biz yapan ve kendi benliğimizin temellerini atan birer olgudur. Kendimizi tanımamız için hiçbirini yok saymamalı ve kabullenmeliyiz.
Ve bazen, hiç önemsemediğimiz bir şey hayatımızı komple değiştirebilir. Ash'in Nora'ya kahve teklif etmesi olayı gibi... Karşımıza çıkan her bir küçük önemsiz şey belki hayatımızı istediğimiz gibi yönlendirmemiz için bize sunulan bir fırsattır.
"En sıradan görünen şey seni zafere götürecek şey olabilir. Sen ilerlemeye devam et. (186)"
Sonrasında