Küçüktüm benim için iç dünyamda bir "Ben" vardı. "Sen"ler ise annemdi, babamdı, birkaç yakın akrabamdı. Hayatımda bir "O" yoktu. "Biz" demek ailem demekti. "Siz" ile hiç ilgilenmiyordum. "Onlar" ise "Biz" dışındaki herkesti. Günler geçti henüz "Biz"i oluşturanların sayısı aynıydı. Demek ki yalnız kalacak kadar büyümemişken, hayatıma bir "O" girmişti. Bu "O" hiçbir zaman "Sen"leşmedi. Belki kısa zamanda mesafeler bizi ayırmamış olsaydı "O" olmakla kalmayacak "Sen"leşecektik karşılıklı. Kader mi desem bilmiyorum. Buna izin verilmedi "O" hep "O" kaldı. Yollara bakardım, yollara düşman olurdum. Halbuki ne suçu vardı yolların. Yollar hep götürmezdi ki.. Getirenler de aynı yollardı. Köprüler insanları hep ayırmazdı ki.. İki yakayı birleştiren de aynı köprülerdi. Şimdi o zaman var olan "Biz"den bir annem, bir kuzinim, bir ben kaldık. "O"ndan ise hiç haber yok; köprüleri, yolları, dağları affettim. Belki bu çabama karşı "O"nu getirirler diye. Bu da gerçekleşmedi. Şimdi ise kuşların sadece kanatlarını seyrediyorum, ümitle fakat ümidin bile düşsel türü ile.