Çünkü varacağı yere nasıl olsa varırdı insan. Ama o böyle üşümüş, böyle yorgun, gene de içinde yenice tutuşmuş bir alevin sıcaklığıyla ancak bir kez çıkacaktı yola.
Yaşamak; ölesiye didinmek, yorulmak, sonra da sıcak bir dam altı bulmak demekti. Yorula yorula giderdi insan dinleneceği yere. Oraya bir vardı mıydı da, sıcak bir çorba, kuru bir yatak nasıl olsa bulurdu.
Hiç kimsenin gelmeyeceğini nasıl olur da bilmezlerdi? İnsan ihtiyarlayınca ve oturmaktan başka yapacak işi kalmayınca kimseler gelmeyeceğini, gelse bile salt kendilerine özgü o garip yalnızlığa engel olamayacağını bilmiyorlar mıydı?
Aşağılardaki kocaman parktan yükselen şarkı sesleri duta değin ulaşırdı. Kimileri hüzünlü, kimileri neşeli şarkılar birbirine karışır, ama Nuran'da hep aynı etkiyi bırakırdı: Yaşama isteği.