İnsan zihni, tanımadığı bütün nesneleri henüz uzaktayken farklı, yakınlaşınca farklı görür. Ancak insan zihninin hâkim olduğu nesneler, uzakta da yakında da aynı büyüklükte görünür. Bu durum: "Algılamada büyüklük değişmez," kavramıyla tanımlanmaktadır.
İşportacıların, zabıtanın nerede, ne zaman ortaya çıkacağını bilmesi; hırsızın bir arabanın kelebek camının nasıl açılacağını tahmin edebilmesi yahut çocukların anne veya babalarının bir olay karşısında gösterecekleri tepkiyi hesap edebilmeleri tecrübenin ışığında gerçekleşir. Bu da bize, Amerikalı eski beyzbol oyuncusu Vernon Sanders Law'ın: "Tecrübe çok acımasız bir öğretmendir; önce sınav yapar, sonra öğretir." sözünü hatırlatmaktadır.
Çevremize dikkatli baktığımızda olayları daha çabuk kavrar, nesnelerin konumunu daha çabuk algılarız.Tıpkı Victor Hugo'nun dedigi gibi: "Dikkat, aklın en büyük çocuğu gibidir."
"Babam haklıymış! "
"Neden öyle dedin?"
"Çünkü babam, 'engelli olduğun için üzülmene hiç gerek yok' demişti. Babama göre, 'her umut gerçekleşecek bir düş bulur. Bulunmayacak tek şey senin benzerindir.' Sizi görünce babamın bir kez daha haklı olduğunu anladım."
" Keşke insanların vicdanı eksik olacağına elleri ya da ayakları eksik olsa. "
"Eğer ayaklarınız yoksa sadece yürümekte zorluk çekersiniz. İşte sen koltuk değneğiyle yürüyorsun. Zorlanıyorsun ama yürüyorsun. Peki ya aklı ve vicdanı eksik olanlar? Onların nasıl zorlandıklarını tahmin ediyor musun? "