Spoiler bolca vardır. Ama bu yapıtın ismi bile yeter spoiler için.
Günümüz Türkçesiyle okumak çok zordu. Dizisi olan tüm kitaplar gibi önyargıyla başladım. Ve tabii övgülerinin karşılığıni almaya layık mıymış diye de meydan okuma hissi insanı okumaya teşvik ediyor. Ben verilen mesajların iyi alınabilmesinin o zamanın kafasını ve şimdinin kafasını iyi ayırt edebilmemizden geçtiğini düşünüyorum. Fatih-Harbiye gibi emsalsiz bir yapıtın anca bu kadarıyla yetinemeyecegini de ilk defasında okuyanlar anlayacaktır. Özümsemek için, müzikle kitap okuma zevkini kendinizden mahrum bırakarak taktığınız kulaklığı çıkarmanız ve zihninizdeki in-cinleri top oynamaya davet etmenizi tavsiye ederim. Peyami Safa beni eğitiyormuş gibi hissettim okurken. Ama vermek istediği mesajla degil, bizzat cümleleriyle yapti bunu, izahat getiremeyeceğimiz bircok ruhiyet hallerimizi o kadar anlamlı kelimeler seçerek terağından kıl çeker gibi anlattı ki kendisi, o kısacık paragrafları gözümde büyümeye başladı. Peyami Safa der gecerim. Bence konu sanılanın aksine tamamen bati-dogu'dan cok kendimizin ve bağlı hissettigimizin konusu. Bu her sey ama her sey olabilir. Dogu-Bati diye küçültemeyiz. Neriman'ın istedikleri bence gayet kafi. Ama bunu istemeyen kişiler için abartı olabilir. Aslında tüm mesele Batı menşeili çoğu şeyi yozlaştırıcı bulanların bu korku ve şüpheler silsilesine yeni kuruntu zincirlerini ekleyip, kendi dogu kültürünü tam anlayamadıklarıni iddia ettikleri bireylerinin (hele ki onlara göre genç ve kızların ) tam manasıyla özümseyememesinden dolayı geri dönüşü olmaz bir iradesizlik örnegi olacaklarını düşünmelerinden geliyor. Halbuki dogu ve bati sentezi pekala sağlıklı bir şekilde yapilabilir. Buradaki sorun tekrar etme ihtiyacı duyuyorum, batıya tümüyle kapılip giden zayıf