rahşende

rahşende
@rahsende
"Çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu. Tıpkı annesinin mezarı gibi bir yer. Kuytu bir cami duvarının kenarında, güneşin girmediği, o billur sazların insan talihiyle alay etmediği, arıların hayattan ve güneşten sarhoş, vızıldamadıkları, çocukların güneşte kırılmış ayna gibi insana batan berrak çığlıklarla gülüp konuşmadıkları bir yer..."
Sayfa 32
Reklam
Onlar canlı bir tabiat parçasından ziyade, kim bilir hangi felaketle oldukları vaziyette donup kalmış mahluklara benzerlerdi. Fakat asıl korkuncu; muhayyilenin durduğu anlardaki manzaralarıydı. O zaman hayattan boşaltılmış, ebediyen ona yabancı, onu inkar eden bir çehre takınırlardı. Sanki "Biz hayatın dışındayız", derlerdi. "Hayatın dışında...O, her şeyi besleyen hayat suyu bizden çekilmiştir. Ölüm bile bizim kadar kısır değildir."
Sayfa 28
"Çünkü suyun sesi, aşkın, ihtirasın sesinden kuvvetlidir. Karanlıkta su sesi insanın içindeki ölüm mayasının dilini konuşur."
Sayfa 28
"Şark oturup beklemenin yeridir.Biraz sabırla her şey ayağınıza gelir."
Sayfa 7
Beni Anlamayışına
seni bir yıldız gibi koyacağım göklere her gece ışığını ruhumdan alacaksın aldanma gurûrunu okşayan çiçeklere en güzel güllerini ruhumla açacaksın
Sayfa 77
Reklam