Ölüm ve yaşam birbirine tezat durur ama en çok bu ikisi birbirine karışır. Bazıları öldüğü halde kendini hayatta sanıyor, bazı ölüler de sürekli hayatın içinde. Bize verilen ceza da bu belki: Ölümle hayat arasındaki çizginin belirsizleşmesi, ölümü ve hayatı gereği gibi hissedip yaşayamamak.
İnsanların çoğu kaosu alışkanlığa çevirip bundan besleniyormuş, konfordan feragat edemediklerinden şehrin kargaşasında ruhsal hastalık sırasını bekliyorlarmış.