Operasyonel incelememizi tamamladıktan sonra kalıp sohbet etmek istedi.
"Ya el-Kaide? Bizden neden nefret ediyorlar?" diye sordu.
"Bizden, küreselleşmeden ve onun çarpık ve muhafazakâr toplum görüşlerine yapabileceklerinden korkuyorlar. Küreselleşme, serbest piyasa ilkeleri ve onlarla beraber gelecek liberal değerlerin onları gömeceğinden korkuyorlar. Korkmakta da haklılar. Küreselleşme hız kazanıyor. Durdurmanın bir yolu yok. Bu arada elbette, bilhassa Ortadoğu'da, bizim politikalarımızla hemfikir değiller."
"Fakat küreselleşmenin itici gücü özel sektördür," dedi.
"Öyle ve o yüzden hangi ülke olursa olsun özel sektörün önemi çok büyük. Özel sektör, tıpkı el-Kaide ve yandaşları gibi, devletsiz unsurlardan oluşan bir şebekedir. Bu şebeke tehditlere çoğunlukla hükûmetlerden daha iyi tepki veriyor."
"Ne gibi? Bir örnek ver."
"Bizim 11 Eylül'e verdiğimiz tepkiyi düşün. O günkü tek kayda değer direnişi sergileyenler Birleşik Devletler'e ait savaş uçakları değil de United Flight 93'teki bir avuç sivil yolcuydu. Arkadaşları ve akrabalarından cep telefonlarıyla bilgi topladılar. Diğer uçağın intihar uçağı olarak kullanıldığını öğrendiler. Bunun üzerine hava korsanlarını etkisiz hâle getirip uçağın Washington D.C.'ye çarpmasına mani oldular. O vatanseverler, pasif yolcular olmaktan çıkıp devletsiz unsurlardan oluşan, kendinden menkul bir şebeke hâline geldi. Yüzlerce, belki de binlerce kişinin canını kurtardılar. Birleşik Devletler hükûmeti o gün tek kişiyi bile kurtaramadı."
"Diğer bir örnek de Afganistan. Oradaki müttefiklerimiz, tüm ülkeye dağılmış olan kabile milisleriydi. Din adamlarıyla iş adamları da önemli bir rol oynadı.
"El-Kaide'nin özel sektörü nasıl kullandığını bir düşünelim. Web sitelerinden bilgi topluyorlar. Turist haritaları kullanarak dolaşıyorlar.