Enes

Enes
@ravachol
INTJ, 5w4.
74 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Hızlı değişimlerin yaşandığı dönemlerin vazgeçilmez unsurları olan rastgelelik ve belirsizlik, endişe ve korkuyu körükleyebilir. Fakat değişimler Amerika'nın lehine olacaktır. Anayasamız ve liberal kurumlarımız, değişime intibak edecek şekilde tasarlanmıştır. Ülkelerine yaraşır önderler isteyen güçlü, uyum sağlayabilen ve dayanıklı vatandaşlarımızla gelecek, bizler için belki de daha parlak olacaktır. Bizim kibirli cehalet, dogmatik propaganda ve sol ve sağda bölücü ideolojiler yerine, entelektüel bütünlük, yapıcı siyasi söylem ve kararlı yöneticiliği kucaklamış önderlere ihtiyacımız var. Bize istihbaratı anlayıp onunla alakalı mesuliyeti üstlenmeye hazır Washington ve Lincoln gibi önderler lazım. Önderlerimizin gittikçe karmaşıklaşan dinamik bir dünyada yolunu bulabilmesi için bilgiye ihtiyacı vardır. Önderlerimiz ilgili bilgiye zamanında sahip olacak ve bu bilgi, belli bir hedef doğrultusunda analiz edilerek uygulanabilir hâle gelecektir. Değerli ve kullanılabilir olan bilgi, sıradan bilgiden farklıdır. Tıpkı sanatın iyisinin ya da kötüsünün olması gibi, iyi ve değerli bilgi de erbabı tarafından bilinir ve takdir edilir. Bir rivayete göre Aristoteles, "Sanatın amacı nesnelerin haricî görüntülerini değil de dâhilî önemlerini yansıtmaktır," demiştir. İstihbarat da öyledir.
Sayfa 324
Reklam
Dünya üzerinde hiç olmadığı kadar çok liberal kurum ve demokrasi vardı. Ayrıca risk sayısı ve çeşidi de daha fazlaydı. Yıkıcı teknolojilerin yönettiği değişimin hızı artmayı sürdürdü. Hem iyi hem de kötü yeni devletsiz unsurlar statükoya meydan okudu. Küçük düşen tek bir Tunuslu sokak satıcısının kendisini yakarak Arap Baharı'nı başlatması ya da WikiLeaks gibi tek bir anarşist grubun Birleşik Devletler'in diplomatik ilişkilerini zayıflatabilmesi, yeni bir tür küresel ve asimetrik gücü temsil eden örneklerdi.
Sayfa 323
El-Kaide'ye yönelik en büyük darbe, kinetik saldırılar ya da siyasi teşebbüslerden değil de 2011 tarihindeki Arap Baharı protestolarında toplanan Müslüman halktan geldi. Tunus, Mısır ve Libya'daki baskıcı idareler çöktü. Yemen, Suriye ve başka yerlerde halk sokağa döküldü. Bunun el-Kaide ya da yandaşlarıyla bir alâkası yoktu. Bu, adalet ve haysiyet arayışının tetiklediği ve küresel haberleşme ve sosyal ağlar vasıtasıyla yayılan, halkçı bir devrimdi. İnsanlar, el-Kaide'nin sömürmeye çalıştığı şartlara saldırıyordu. Bu şartları, el-Kaide'nin nefret dolu ideolojisi cazibesini kaybedene kadar hafifletmek mümkün müydü? Bu idealist isyancı vatandaşlar, liberal kurumları tesis edebilir miydi yoksa devrim, Müslüman Kardeşler gibi zümreler tarafından ele mi geçirilecekti? El-Kaide, Yemen ve benzeri otorite boşluğuna sahip yerlerde daha büyük hareket serbestisi mi kazanacaktı? Birleşik Devletler'de yetişmiş ve kendi kendine radikalleşen teröristlerin sayısının hızla arttığı bir dönemde vatanımıza yönelik bir saldırı daha gerçekleşebilir miydi?
Sayfa 323
Afganistan'ın idaresi ve ekonomisi yerinde saymayı sürdürdü. Geçen on sene içerisinde Birleşik Devletler'in askerî olmayan 15 milyar dolarlık yardımına rağmen Afganlar, ülkede hukukun üstünlüğünü sağlayıp serbest piyasayı benimsemeyi beceremedi. Dünya Bankası verilerine göre Afganistan'ın görünürdeki gayrisafi millî hasılasının (GSMH) yüzde 97'sinin kaynağı yabancı yardımlardı. Bu yardımın büyük kısmı da verimsizlik ve yolsuzluk yüzünden ziyan olup gitti. Gerçek GSMH'nin en az yarısının kaynağı yasa dışı uyuşturucu ticaretiydi. Afganların büyük bölümü Taliban'ın geri gelmesini istemiyor olsa da emniyet ve hukukun üstünlüğünü istiyordu. Afgan halkı el-Kaide'yi vatanlarında istemedi. Afgan Talibanlarının çoğu da bunu istememiş olup Birleşik Devletler'le savaşmalarının tek nedeni bizim orada olmamızdı. Çoğu Afgan Taliban'ın sınırlarının ötesinde savaşmak gibi bir isteği, hatta böyle bir düşüncesi bile yoktu.
Sayfa 322
Düz, iç içe geçmiş küresel savaş alanında sofistike ve kararlı bir düşman, özellikle de denetiminde topraklar olduğu zaman, neredeyse her yerde ciddi tehlike arz edebilir.
Sayfa 322
Reklam