İnsanın kendini tanıma çabası, çoğu zaman başkalarının ona tuttuğu aynalarda şekillenir. Ne var ki bu aynalar, çoğu kez eğrilmiş ya da buğulanmıştır; kişi aynada kendini berrak biçimde göremez. Toplumun onayladığı davranışları benimsemek bireye güvenli bir alan sunsa da bu güven, çoğu zaman içsel bir körlüğün kapısını aralar. İnsan, kendi sesini duymayı unuttuğunda başkalarının yankısına kulak vermeye başlar. Oysa kendilik, yankılardan değil sessizlikten doğar; gerçek anlamda özgürlük, içsel gürültünün dinmesidir.