Selam! Normalde kitaplarıma yapılan yorumlara pek cevap yazmam çünkü bence her okurun her şeyi beğenmeme hakkı saklıdır :) Ben bunları yazsam da sen kitabı sevmemeye devam edebilirsin amacım senin fikirlerini değiştirmek de değil ancak henüz kitabı okumamış insanları yanlış yönlendirdiğini düşündüğüm bazı noktalar var. Ek olarak da sen o kadar tatlı dille o kadar senin tarafından haklı olduğun eleştiriler yapmışsın ki ben de bir cevap yazmak istedim.
öncelikle ben okur kitleme doğru içeriği sunma konusunda takıntılı biriyim. Özellikle genç kesime hitap ettiğime inandığım için kitaplarımda aldatma şiddet o bu vs kısıtlı miktarlarda var ve olduklarında da bunların yanlış olduğunu vurgulamak için oluyorlar. Falez ve Kırlangıç bunun tek istisnası olabilir fakat o da baaammmbaşka bir amaca hizmet etmek için aldatmayı değil, kesinlikle aldatmayı değil ama bazı yanlışları içinde barındıran bir kitap. Yalnız ben bu yanlışların yanlış olduğunu verebildiğimi düşünüyorum.
öncelikle bu kitaptan önce Çimen'i okumadığını tahmin ediyorum. Bu yüzden Miraç'ın İrem için bir eski sevgiliden öte ilk yakın arkadaşı olduğu gerçeğini bilmiyor olmalısın. Çünkü aslında Kaş'ta İrem'in sevgilisi varken beraber gezip tozduklarında İrem'in amacı sahiden de ben bi Miraç'a bakayım da eğer iyiyse onla olurum değil. Çok özlediği sevgilisini değil, en yakın arkadaşını görmek. İkisinin de birbirlerinin hayatlarında eski bi lise exinden çok daha farklı bir yeri var. Yani bu kitap boyunca -beraber yan yana yattıkları ama aralarında hiçbir şey olmadığı o sahne dahil- olan her şeyi İrem gerçekten Emir'e aşık olsaydı İstanbul'a döndüğünde Emir'e anlatabilirdi. Anlatabileceğini biliyordu. Emir de muhtemelen kıskanmazdı (kitapta gördüğün üzere) çünkü modern ve rahat biri VE Miraç'ın İrem için ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini biliyor.
Fakaaaaat elbette bildiğin üzere işler burada bitmiyor ve İrem'le Miraç'ın arasında bi flörtler olmaya başlıyor. İrem'in hatası da burada başlıyor zaten, Emir'e erkenden söylemeliydi, öyle değil mi? Bence de öyle. Ama kitap da bunu anlatıyor ya zaten! Çimen kitabından da biliyoruz ki İrem bir türlü kendi içinden geçen kararları alamayan, önüne ne gelirse yaşayan ve kendisi olmayı pek beceremeyen biri. Hatası da tam bu noktada! Evladım sen neden kendine ve herkese yalan söylüyorsun? Ama zaten kitapların güzelliği de bu değil miiii! En azından benim için öyle. Karakterin bir türlü yapmayı başaramadığı bi şeyler vardır ve kitapta öyle maceralar atlatır ki sonunda gerçekleri anlar. İrem bu kitabın sonunda tam da bu noktaya geliyor işte. Kendisi olmayı öğreniyor. Sevdiklerini kaybetmek istemiyorsa onların peşinden gitmeyi, hislerine güvenmeyi vs.
Gelelim Emir mükemmel bi adam mevzusuna. EVET, ÖYLE! Çünkü ben bu kitapta Emir'i hafiften şrfsz biri yaparak İrem'in hatalarını hafifletmeyi reddettim. İrem -bana göre- aldatmadı ama çok büyük hatalar yaptı. Ve ben Emir'i daha iyi biri yaparak onun hatalarını okurlarımın gözünde -ama emir de biraz şeydi yeaaaaa- seviyesine düşürmeyi red-det-tim. Neden mi? Bu ve "Neden kitabın başında Emir'le ayrılmadılar" sorusunun cevabı aynı aslında.
Bu aralar sinir olduğum ve taktığım bir şey var. O da şu: kadın karakter eeen ufacık bi hata yaptığında kimse tarafından affedilmiyor ve "ama şöyle şöyle sebepleri vardı" denmiyor ama erkek karakter dünyaları yaksa "aaaa ama çok aşıııııkkk" oluyor. Ben bu aralar buna takığım. Bu kitabı yazarken de takıktım. Bence özellikle de biz kadınlar, ben de dahil buna, kitaplardaki kadın karakterlerle kendimizi öyle bi özdeşleştiriyoruz ki(norml olarak yani) o kadın karakter en ufacık bi hata yaptığında bizim kendi "hata yapmama" travmalarımız tetikleniyor. Toplum kadının ahlakı ve etiği konusunda öyyyyle bir tetikte bekliyor ki kurgularda bile kadınların hata yapmasına izin veremiyoruz.
Bir adam kadını aldattı mı? Bir adam kadını dövdü mü? Kötü bir söz mü söyledi? Kabalık mı etti? Yaaaa ama o esnada o çoook sinirliydi :((( olabilr... erkektir aldatabilir doğasında var :(((
Bir kadın bir sevgilisi varken başka biriyle fiziksel hiçbir şey yaşamadı ama kafası karıştı ve birkaç gün boyunca ne yapacağını bilemedi ve erkenden aksiyon alamadı mı? NE! ALDATTI! HER ŞEY FİZİKSEL ALDATMA DEĞİLDİR!
Abartarak yazdım elbette. Ben bu ikisini de doğru bulmuyorum. Bence erkekler de hata yaptığında onları o kadar kolay affetmemeliyiz, İrem'in yaptıkları da %100 doğruydu demiyorum, onu da o kadar kolay affetmemeliyiz. Ama bu kadar kızmamız gerektiğini düşünmüyorum, ona bu kadar kızmamız gerektiğini bize toplumsal cinsiyet rollerinin öğrettiğini düşünüyorum.
Bu kitapta bir "aldatma" yok, bu kitapta bir aldatma varsa eğer bugüne dek yazılmış tüüüüm aşk üçgenlerinde aldatma var anlamına geliyor bu.
Ben bu kitapla okurlarıma şunu söylemek istedim: "Hata yapabilirsiniz. Kadın da olsanız. Sonrasında bu hatanın hata olduğunu anlamak önemli olan."
Bir kadın da sevgilisi varken aklı karışıp eski sevgilimi hala aşamamış mıyım acaba diye düşünebilir. Ne yapacağını bilemeyebilir. Bir yandan hayatını mahvetmekten korkup bir yandan da kalbinin yaşadığı değişimleri çözmeye çalışırken karar almakta aksiyon almakta gecikebilir. Hele de ortada fiziksel olarak yaşanan bir şey yokken. Bu insanidir. Duygular insanidir ve kadınlar da insandır. Her gelin robot değildir gibidlkldfklf Kadınlar da insandır. Kadınları bu kadar "düzgün" olma kalıbına sokmayı, hiç hata yaptırmamayı ve kurguda kadının "mükemmel, çıtı pıtı" erkeğinse daha rahat ve esas hataları yapıp affedilen kişi olmasını reddediyorum, hem de tüm benliğimle.
Umarım anlatabilmişimdir :) Dediğim gibi benim amacım veya maksadım ne olursa olsun sen istediğini düşünmeye devam etmekte elbette özgürsün. Amacım fikirlerini değiştirmek değil.
Ama kitabım hakkındaki fikirlerini değiştiremesem de toplumsal cinsiyet ve kadınlar hakkındaki düşüncelerim konusunda açık olabilmişimdir umarım.
Kucak dolusu sevgilerimle <3