Abdullah bin Mesud radıyallahu anh'dan: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir gece İbrahim aleyhisselama yükseltildim. Bana 'Ey Muhammed, ümmetine benden selam söyle, onlara cennetin toprağının güzel, suyunun tatlı olduğunu haber ver, o bir nehirdir ve ekini şunlardır: subhanallah, elhamdulillah, la ilahe illallah, Allahuekber." dedi.
Şeyhulislam İbni Kayyım şöyle demiştir: "Şeyhulislam Ibni Teymiyye bir defasında sabah namazını kıldığına şahit oldum, namazdan sonra oturup güneşin tam tepeye yaklaştığı vakte kadar zikretti, sonra bana bakıp İşte bu benim sabah kahvaltımdır, bunu almazsam kuvvetim dağılır." dedi."
Bir defasında bana şöyle dedi: "Ben zikri sadece nefsimi dinlendirmek ve budamak niyetiyle terk ederim; böylece başka bir zikre hazırlanmış olurum."
İbni Kayyım şöyle demiştir: "Şeyhulislam İbni Teymiyye'den şöyle işittim: Kalp için zikir, balık için su gibidir, balık sudan ayrılırsa hali nice olur?"
Ve şöyle demiştir: "Şeyhulislam İbni Teymiyye'den şöyle işittim: 'Dünyada bir cennet vardır, ona giremeyen; ahiretteki cennete de giremez."
Bir defasında bana şöyle dedi: "Düşmanlarım bana ne yapabilir ki? Ben cennetimi göğsümde taşıyorum, bir yere gidersem, o da benimledir, benden ayrılmaz; hapsedilmem halvet, öldürülmem şehadet ve beldemden sürgün edilmem seyahattir. "
"Biz Kur'an'ı öyle bir kavimden öğrendik ki; onlar on ayet öğrendiklerinde onunla amel etmeden başka ayetlere geçmezlerdi. Biz Kur'an'ı ve onunla amel etmeyi beraber öğreniyorduk. Bizden sonra öyle bir kavim geldi ki Kur'an'ı su gibi içiyor lakin boğazlarından aşağıya inmiyor."
Kur'an'ı hakkıyla tilavet etmek; dil, akıl ve kalbin ortak çalışmasıyla olur. Dilin görevi harfleri tashih etmek, aklın görevi manaları tefsir etmek ve kalbin görevi de emir ve yasaklarda müteessir olup nasihat almaktır. Dil tertil eder, akıl tercüme eder ve kalp nasihat alır.