Zehra KÖSTEKÇİ

Zehra KÖSTEKÇİ
@razumhm

Zehra KÖSTEKÇİ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
23 saatte okudu
·
2017 17. kitabı
Élisée Reclus
6.3/10 · 92 okunma
Reklam
Peki kendilerine "uygarlığın temsilcileri" diyen bu cellatların yemeği, ve gaddar işleri arasında birtakım doğrudan sebep-sonuç ilişkileri yok mudur? Üstelik, onlar, döşemelerin kırmızı ve kaygan, ve bir kimsenin ise kanın mide bulandıran tatlı kokusunu solumak durumunda olduğu mezbahaya iğrenmeden girerler. Öylese bir tosunun ölü bedeniyle bir insanınki arasında çok fark var mıdır? Parçalara ayrılmış dudaklar, birbirine girmiş iç organlar, fazlasıyla benzer: ilkinin kesimi ikincisinin katlini kolaylaştırır, özellikle bir liderin emri çınladığında, ya da taç giymiş efendinin sözleri uzaktan geldiğinde, "Merhamet etmeyin."
Kasaplar halkın gözü önünde, hatta en işlek caddelerde bile, parçalanmış karkasları, kanlı et yığınlarını sergiliyor, ve astıkları eti güllü çelenklerle küstahça süsleyerek güzellik anlayışımızı etkilemeye çalışıyorlar.
İnsan iştahına kurban edilen hayvanların sistemli ve yöntemli bir şekilde akılda ve ahlaki değerlerde gizlenmiş, şekilsizleştirilmiş ve maskelenmiş olması bizim et yeme alışkanlıklarımızın en üzücü sonuçlarından biridir.
Günlük yiyeceğimizin başlıca koşulunu oluşturan katliamların dehşetine kafa patlatmak için ille de Kuzey Amerika'daki Porkopolis'e ya da La Plata'daki bir saladeroya (tuzlamaya) gitmeye gerek yok. Ama bu izlenimler zamanla etkisini kaybediyor; bireyi sıradanlığa sürükleme ve özgün bir kişilik oluşumuna sebep olabilecek her şeyi ondan söküp alma eğiliminde olan günlük eğitimin zararlı etkisi önünde teslim oluyorlar. Ebeveynler, öğretmenler, resmi veya dost canlısı, doktorlar, "herkes" adını verdiğimiz o güçlü bireyden hiç bahsetmiyorum bile, hepsi bu "dört ayaklı yiyecek", gene de, bizim gibi seven, bizim gibi hisseden, ve, bizim tesirimiz altında, bizim gibi ilerleyen ya da gerileyen bu yiyecek konusunda çocuğunun karakterini duygusuzlaştırmak için el ele çalışıyor.
Reklam