Bizlerin cennetin ucuz cehennemin de lüzumsuz olmadığını anlamamız gerek artık. Zira dişini sıkmayı bilmeyenler, ne sabrın ona vereceği neticeyi tadabilecek ne de sahabenin ruhunda duyduğu hazdan nasiplenebilecektir. Çünkü bu yol, sadıkların yoludur.
Ebû Ubeyde(r.a.) iman şerbetini içtikten sonra eve gidince annesi ondaki farklılığı hemen anlamıştır. Nasıl anlaşılmaz ki?
Bir insanın içine iman girdikten sonra, o insan nasıl değişmez? Onun heyecanını nasıl yaşamaz?
Ebû Cehil'e sövmekten Ebû Bekir (r.a.) olmaya vaktimiz, fırsatımız olmuyor. Dev bir yangın var, hiç kimse söndürmeye koşmuyor. Nicelerinin imanı O alevler içerisinde yanıyorken biz ancak Twitter'dan ahkâm kesiyor, ona buna dil uzatıyoruz. Yangın lafla değil, suyla söner.
Futbolla neşelenen, borsa kuru ile öfkelenen insan; islâm için gülüp, islâm için ağlamayı, bir kardeşi vakit namazını kıldı diye sevinip bir namazını kaçırdı diye üzülmeyi ne zaman öğrenecek?