Kur’ân ile insan arasındaki ilişkiyi suya benzetebiliriz. Kur’ân’la uyaran
kimse, onunla yürür/onunla akar. Kokmaz, tadı ve rengi değişmez. Aktıkça berraklaşır. Aktıkça mecrasını genişletir. Geçtiği yerlerde nebatat ve hayvanat görülür, hayat emareleri baş gösterir. O, Kur’ân’ı toplumda ikame ettikçe Kur’ân da onu ikame eder, istikamet üzere kılar.
Kur’ân’a inanan ama onunla uyarmayan ise durgun su gibidir. Kokmaya, bozulmaya ve değişmeye mahkûmdur. Zira Kur’ân hareketli bir kitaptır. İnsanoğlunu ıslah etmeyi, değiştirmeyi, tekâmül ettirmeyi hedefler. Onunla etkileşimi karşılıklı olur. Tek taraflı bir okuma, kişide bu etkiyi oluşturmaz.