İşbu adamın elleri açık fakat gökyüzüne
Açtı cebindeki romanı, tükürdü önsözüne
Büyük yağmurdan geçti kötü bir şair ceketiyle
Ve sokaktan kimselere selam dahi vermeden
O ne şekilde tütün sararsa sarsın
Yaktı mı yakardı birkaç cümle ve birkaç da anı
Her ne kadar öykümüzün konusu bir başka da olsa
Vardı her düz durumda bile ters bir yanı
Söylenirdi manşetlere bıyık altından
Ve ceplerinde not alınmış kağıtlarla her defa
Yakasında anlaşılmaz kırmızı bir çiçek
Sorsak derdi ki, gelip geçenler diyecek merhaba
Kötü bir ceket ve de bir paspal pantol
Böylece yaşardı çay parasına ve de tütüne
Champollion okur ve geceleri yaslanıp uçardı
Baudleaire'e Lautréamont'a bir de Yılmaz Pütün'e
O günden tam üç hafta önceydi
Kasabanın geniş bahçesinde ışıklı bir gecede
Sanki artık varoluş bir anlam kazanmıştı
Onun dudaklarına yapışan o birkaç damla hecede
Je suis perdue, tout ce passe malgré moi
Je n'y peux rien, je ne peux pas résister
Ama bu şurada bir dursun
O üç hafta nasıl geçti, bilmem
Bize kaldı şu belalı şiir bir de 3 belalı kurşun
Ayaklarımız bahçelerde
Ayaklarımız çimenlerde kalmış
Her gecenin var bir günahı
Bir kolunda tarla kuşları şarkı söyler
Bir kolunda kargış seni söylerdi