Dilara

Dilara
@readercloud
Evet, büyük bir sanatçı olmayabilirim. Fakat hayatı bir sanat eserine dönüştürecek küçük duyarlıklar sayesinde hayatımı yaşama sanatında bir ustalığa erişebilirim. Bir elmayı, o ilk yasak meyve nasıl bir heyecan ve merakla yendiyse, öyle yiyebilme hazzını bana çok görmezsiniz umarım. Elma tadının, o lezzeti hiç almamış bir bilinçte çözülmesini yaşayabilsem her elma yediğimde keşke. Eğer gurmelik bir sanatsa, bir portakalın en lezzetli dilimini bulabilmekle yetinebilirim. (Bir portakalın tüm dilimleri lezzet bakımından eşit değildir.) Bir şehrin, insanlarıyla birlikte oluşturduğu fakat yapay kokularla bastırılmamış hakiki kokusunu alabilir; trafik ve inşaat gürültülerini aşarak şehir halkının keyifli sohbetler arasında attıkları ufak kahkahaları duyabilirim. Bir şehrin kahkahalarını işitebilmek bana göre hiç de basit bir sanat değildir, ne var ki insanoğlunun sanatsal ihtirasları arasında görünmeyecek kadar ufak kalacağını söylememe gerek yok sanırım. Birileri, tam da umutsuzluğa düşmek üzereyken veya bir konuşma yavaş yavaş tatsızlaşmaya başladığında ortaya çıkıp insanları farkında olmadıkları bir senfoniden haberdar edebilseydim... "Bir saniyenizi rica ediyorum hanımefendi. Şu uzaktaki kuş cıvıldamasını duyuyor musunuz? Biraz daha dikkatli lütfen... Hah, evet, kesik kesik ve çok zor duyulan o cıvıldamayı... Ne hoş ama değil mi? İşte bakın bir de kahkaha eklendi şimdi ona, çok güzel olmadı mı?"        Sokaklar, insan kalabalıklarının uğultularına, korna, motor, veya iş makinesi seslerine boğulmuş olsa da, her zaman dinlenecek güzel bir ses vardır, inanın bana. Umarım o insanlardan biri kılarak sevindirirsiniz beni. Şehir demişken... Her şehrin olmasa da , bildiğim birkaç şehrin tam kalbinden geçen rotayı bulup insanları harika bir turistik geziye çıkarabilirim. Şehrin
Yapı Kredi Yayınları