Yarının Adamı ve silah arkadaşları, sadece dıştaki düşmanlara karşı değil,içteki düşmanlara karşıda mücadele ediyordu.Düşman, sadece dış mihraklar değildi.Yurt içinde de türlü türlü düşmanlar vardı.
Gerek tahtını korumak için elinden geleni ardına koymayan padişah Vahdettin, gerek kraldan çok kralcı davranan Damat Ferit.Gerek gün geçtikçe elini güçlendiren Çerkez Ethem ve adamları. Gerekse de meclisteki birliği bozmaya çalışanlar.Düşmanlar, resmen cirit atıyorlardı.
Ve tüm olumsuz koşullara rağmen bir an bile umudunu kaybetmemeye çalışan biri vardı, o kişi: Mustafa Kemal'di. Öyle ki en olumsuz koşullarda bile moralinin bozulmasına müsaade etmiyor hem kendisini hem de çevresini motive etmeye çalışıyordu.
Hedefine adım adım ilerleme gayretinde idi.Aklında sadece Kurtuluş Savaşı'nı nihayete erdirmek yoktu.Aynı zamanda savaştan sonra toplumun gelişebilmesi için neler yapılması gerektiği üzerine de çalışıyordu.Bunun içinde her türlü sorumluluğu almaktan çekinmiyordu.
Gelişmeler ışığında, en nihayetinde; başkomutanlık fikri gündeme geldiğinde,yaptığı hamle ile nasıl başkomutan olduğunu.Olduktan sonra yaşanılanları.
Kurtuluş Savaşı'nın nasıl kapıya gelip çattığını ve neler olduğunu,bu kitap sayesinde akıcı bir şekilde okudum. Neler olacağını ve yaşanılacakları da bir sonraki kitapta okuyacağız belli.
Bu kitabı okurken, yaşanılanlar bir belgesel filmi gibi gözümün önünden geçip gitti.Bildiklerimi pekistirdim bilmediklerimi öğrendim. Ve iyi ki okumuşum dedim.
Sevgiler.⚘️